22 yıldır aydınlatılamayan esrarengiz vaka

0
6

1994 yılında fenalaşarak hastaneye kaldırılan Gloria Ramirez o gün öldü fakat kanındaki bulgular ve kendisiyle ilgilenen hastane çalışanlarının neden hastalandığı hala esrarını koruyor.

19 Şubat 1994 gecesi Riverside Hastanesi’ne getirilen Gloria Ramirez’den muayene amaçlı kan alınır. Ancak o gece kendisi ile ilgilenen hemen herkes fenalaşır.

Kanında ilginç kristaller keşfeden doktorlar ve toplam 23 hastane çalışanı bu kanı koklamış ya da solumuş olduğundan hasar görür. Yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan Ramirez’in kanındaki sır halen çözülememiş.

Rahim kanseri olan Gloria Ramirez o gece acıları dayanılmaz olduğu için Riverside Hastanesi’ne getirilir. Muayene esnasında kendisiyle ilgilenen sağlık personeli tek tek halsizleşmeye başlar ve onun kanıyla temas etmiş herkes hastalanır.

Toplam 23 hastane çalışanının etkilendiği olayda hastaneye özel ekipler gönderilmiş ve karantina altında inceleme yapılmış. Ancak servis odasına giren uzmanların yaptıkları teste göre, havada zehir bulunamamış.

Gloria Ramirez o gün yaşamını yitirir ama kendisine temas eden insanların neden hastalandığı hala çözülememiş.

“Vücudundaki bu yeşilimsi yağ da ne?”

Gloria Ramirez’e müdahale edilirken boynundan başlayıp aşağıya doğru inen yeşil bir yağ tabakası görülür. Bazıları ne olduğunu anlamak için orasını, burasını koklar. “Tatlı bir şey, meyve gibi”, “Yok canım, sarımsak” tartışmaları sürerken, bu kez başasistan Dr. Julie Gorchynski fenalaşıp dışarı çıkar.

Acil servisin başkanı Dr. Humberto Ochoa’yı yardıma çağrılır. Dr. Ochoa, bir süre Bayan Ramirez’i hayata döndürmeye çalışanların gayretini izler. Sonra, “Sen biraz dinlen, ben devam ederim” diyerek Dr. Mark’ın yerini alır. Saat tam 20:40’da, o ana kadar hastanın başucundan hiç ayrılmamış solunum terapisti Maureen Welch, yere düşer.

Hemen 911 aranır. 20:47’de itfaiyeciler ve polisler binadan içeri girerken, Travma Odası I’de, bu kez hemşire Bettina Berry fenalaşır.

Saat 20:50’de “Hastayı kaybettik” diyen Dr. Ochoa: “Burayı çabuk boşaltın, zehirleniyoruz” der.

Savcı, Gloria Ramirez’in biyolojik örneklerini ülkenin değişik laboratuvarlarına gönderir. bunlardan biri, 1952’de nükleer silahlarla ilgili araştırmalar yapmak üzere San Francisco yakınlarında kurulan Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı’ydı. Diğerlerinden farklı olarak kimyacı Brian Andresen, hiç beklenmedik bir sonuca ulaşır. Kan ve organlarda dimetilsülfon ve normalin çok üzerinde sülfat bulur.

Başkan yardımcısı kimyacı Patrick Grant’ın da yer aldığı dört kişilik bir ekip, Bayan Ramirez’in kanser ağrılarını hafifletmek amacıyla vücuduna dimetilsülfoksit (DMSO) içeren ve sporcular tarafından yaygın olarak kullanılan bir krem sürmüş olabileceğini, bedenin üzerindeki yeşilimsi yağ ile sarımsak kokusunun bundan kaynaklandığını ileri sürdüler. Ambulansa bindirildiği andan itibaren verilen yüksek miktarda oksijenin, dolaşımındaki DMSO’nun tamamını dimetilsülfon’a çevirdiğini bildirdiler.

Doktorların, enjektördeki kanda gördükleri sarı tanecikleri de buna bağladılar. Vücut ısısında çözünmüş halde bulunan dimetilsülfon, acilin 18 derecelik soğuk havasıyla karşılaştığında, kristallenmişti.

Livermore bununla yetinmedi. Personelin zehirlenme belirtilerine de açıklık getirdi. Dimetilsülfon’un, birkaç kez elektroşok uygulanan Bayan Ramirez’in bedeninde, sinir gazı dimetilsülfata dönüştüğünü iddia etti. Kandaki yüksek sülfat miktarlarını ve enjektörü koklayanların şikayetlerini buna bağladı.

1997’de Patrick Grant ve ekibi, bulgularını mesleğin en saygın dergilerinden, Forensic Science International’de yayınladılar. Analizleri doğruysa, koşullar elverdiğinde insan vücudu savaş silahı üreten bir kimya fabrikasına dönüşebilir. Doğru değilse, hastanede yaşananları, biri lütfen açıklasın.

Hürriyet’te yer alan haber:
http://www.hurriyet.com.tr/acil-servisteki-toksik-bayan-11514277

ilgili haberler

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER