Fehmi Koru, Mason yemini mi etti yoksa Omerta mı?

Fehmi Koru'nun yaşanan bunca olaya, habere rağmen, hâlâ tek söz etmemesini anlamlandırmak çok zor. Peki bunu nasıl yorumlamak lazım? Sanki “mason yemini” etti. İnsanın aklına gelmiyor değil. Ya da omerta; suskunluk yasası!

Sözcü gazetesi yazarı Soner Yalçın’ın bu karmaşık ilişkiler ağını anlattığı ve cevaplanmasını istediği sorularını sorduğu yazısını buradan okuyabilirsiniz.

Malum fotoğrafları biliyorsunuz…

Abdullah Gül, Hulusi Akar, Şükrü Karatepe ve Fehmi Koru’nun bulunduğu fotoğraflardan bahsediyorum.

 

Üç fotoğraf var:

1) Abdullah Gül, Şükrü Karatepe, Fehmi Koru’nun 1977 yılında Londra Hyde Park‘ta çektirdikleri kare…

Bu fotoğrafı çeken -o dönem Üsteğmen- Hulusi Akar’dı.

2) Yine Londra’da Hulusi Akar, Abdullah Gül, Şükrü Karatepe’nin bulunduğu kare…

Bu fotoğrafı çeken Fehmi Koru’ydu.

3) Necip Fazıl Kısakürek’in Kayseri’ye geldiğinde çekilen grup fotoğrafında Abdullah Gül ile Hulusi Akar’ın bulunduğu kare…

Bu fotoğraflar neden şimdi ortaya çıkarıldı?

Bu neyin operasyonu? Neler oluyor? Soru çok…

Önce kronolojiyi yazayım:

Referanduma saatler kala…

Erdoğan’ın başdanışmanı Şükrü Karatepe‘nin Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yayın organı Şehir Araştırmaları Dergisi’ne “Başkanlık Sisteminde Şehir Yönetimi” başlıklı makalesi gündemi değiştirdi. Karatepe’nin, kalabalıklaşan metropollerin artık “klasik idarelerle” yönetilemeyeceğini savunarak, eyaletle yönetilen Çin modelini örnek vermesi ortalığı karıştırdı. Herkesin aklına “başkanlık sistemiyle eyalet modeline mi geçilecek” sorusu geldi.

Sonra…

ISRARLA SAKLIYOR

Tarih: 13 Nisan 2017.

Eyalet tartışmaları yaşanırken Fehmi Koru, bloğunda, “Dost fotoları.. İngiltere.. IRA.. Abdullah Gül ve Şükrü Karatepe…” başlıklı makalesini yayınladı; ve birinci fotoğrafı paylaştı.

“(…) Şükrü Karatepe hukukçu… Siyaset bilimi profesörü… Ve şimdilerde Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı sıfatıyla ‘anayasa değişikliği’ paketini savunmak üzere hemen her gece bir televizyon programında… Londra‘da o da bizimleydi. ‘Mal bulmuş Mağribi’ deyimini hak edecek biçimde sosyal medyada tedavüle sokulan ‘sakallı üçler’ fotoğrafı… Hani ben ‘Artık paylaşırım’ dedim ya, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yine bana bırakmamış, hakkında kallavi bir eser kaleme almış Gerald MacLean‘e kitabında kullanmak üzere verdiği fotolar arasına onu da katmış. Kitabın 180. sayfasından sonra eklenmiş fotolardan biri bu…”

Bu birinci fotoğraf daha önceleri medyada yer aldı; üzerinde çok yorum yapıldı.

Yani, Fehmi Koru bilinen fotoğrafı yayınladı. Fakat…

Bu fotoğrafı kimin çektiği bilinmiyordu. Kendine “gazeteci” diyen Fehmi Koru, fotoğrafı Hulusi Akar’ın çektiğini niye yazmadı?

Mesele sadece bu makaleyle sınırlı değil; Fehmi Koru, bugüne kadar Hulusi Akar’la tanış olduklarından neden hiç bahsetmedi? Oysa, Gül’den hep bahsetti!

Hulusi Akar, Genelkurmay İkinci Başkanı oldu, yazmadı.

Hulusi Akar, Kara Kuvvetleri Komutanı oldu, yazmadı.

Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı oldu, yazmadı.

Bu tanışıklığı neden itinayla koruma ihtiyacı hissetti?

Neyin üzerini örtmeye çalışıyor?

Bu nasıl gazetecilik?

Bakın. Hulusi Akar, 15 Temmuz FETÖ darbesini yaşadı; Fehmi Koru yine yazmadı. Oysa. Biz Hulusi Akar ile bir kahve içelim; “kahve içtik, bendeki izlenimi şu oldu” diye hemen yazarız. Mesleğin gereği budur; neyi saklayacağız?

Peki. Bunlar nasıl gazeteci? Gazetecilik bunlar için sadece kılıf mı?

Genelkurmay son yıllarda bu derece gündemde iken, bir gazeteci “tanıdığım Hulusi Akar” diye bir portre yazısı kaleme almaz mı? Hayır, Fehmi Koru yazmadı. Niye?

NİYE SIZDIRILIYOR

Referandum bitti.

Deniz Zeyrek, Hürriyet’teki köşesinde 28 Nisan 2017‘de şu notu paylaştı:

“Küçük bir not: Fehmi Koru’nun yayınladığı bir fotoğraf vardı. Sakallı Gül, çizgili ve İspanyol paçalı takım elbisesi ile Şükrü Karatepe ve Koru, gençlik yıllarında çektirmişti. Kıyafetlerden ve mekandan, aynı gün çekildiği anlaşılan bir başka fotoğraf daha var. Koru’nun olmadığı o fotoğrafta Gül’ün sağ yanında, kıyafeti, saçları daha düzenli, daha karizmatik görünen bir genç dikkat çekiyor. O gencin Hulusi Akar olduğunda ısrar eden bir meslektaşım, ‘Tanışıklıkları o yıllara dayanıyor’ dedi. Gül’ün de, Akar’ın da Kayseri Lisesi’nde okuduğunu hatırlarsak tanışmamaları sürpriz olurdu.”

İki ay önce…

Deniz Zeyrek’e bu ikinci fotoğrafı bir devlet kurumu bürokratı cep telefonundan gösterdi. Fehmi Koru yazınca, Deniz Zeyrek de bu notu ekledi.

Aynı gün…

İkinci fotoğraf Odatv’de yayınlandı.

Emekli General Türker Ertürk, Deniz Zeyrek’in yazısını okuyunca, 15 gün önce bir asker arkadaşının verdiği ikinci fotoğrafı yayınladı. Sorduk; referandum koşuşturması nedeniyle yazmaya fırsat bulamamıştı.

Asker arkadaşına fotoğrafı kim vermişti; bilmiyordu.

Bir gün sonra sosyal medyada, Necip Fazıl’lı üçüncü fotoğraf paylaşıldı. Bu fotoğraf biliniyordu; ama lise öğrencisi Hulusi Akar tanınamamıştı; o ortaya çıktı!

Arka arkaya ortaya çıkan üç fotoğrafın hikayesi bu?

Fotoğrafları kim, neden, hangi amaçla sızdırıyor?

Altında bit yeniği mi var?

Yoksa, tesadüf mü?

Fehmi Koru’nun bunca habere rağmen, hâlâ tek söz etmemesini nasıl yorumlamak lazım; sanki “mason yemini” etti? Ya da omerta; suskunluk yasası!

Bir de…

Dördünün birlikte olduğu dördüncü fotoğraf varmış…

Bakalım o nezaman sızdırılacak?

ilgili haberler