AktüelGüncelGündemSiyasetTürkiye

2002 ile 2022 benzeşiyor ama ileriye bakıldığında tablo farklılaşıyor

Paylaş:

2002 ile 2022 benzeşiyor ama ileriye bakıldığında tablo farklılaşıyor

İktidar ve küçük ortağı, “seçimler 2023’de, adayımız da Erdoğan” diye sürekli ardı arkası kesilmeyen açıklamalarda bulunurken, 2022’de seçim olacağını ben nereden çıkarıyorum? Elbette Erdoğan’ın iktidar partisinin ve küçük ortağının tek ve de biricik Cumhurbaşkanı adayı olmasından. Çünkü T.C. Anayasası madde 101’de Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır, bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir dendiğine ve Erdoğan da 2014’de ilk, 2018’de ikinci kez Cumhurbaşkanı seçilip 2023’de görevini tamamlamış olacağına göre, bir kez daha aday olamaz. Bu durumun tek istisnası erken seçim kararının alınması olabilir, çünkü o zaman Erdoğan’ın görev süresi daha tamamlamamış oluyor. Ama seçimlerin zamanında (2023 Haziran’ında) yapılması durumunda Erdoğan Cumhurbaşkanı adayı gösterilir ve Yüksek Seçim Kurulu da bu adaylığı onaylarsa (daha önce mühürsüz zarf ve oy pusulalarıyla kullanılan oyların Yüksek Seçim Kurulu’nca geçerli sayılması gibi), Erdoğan’ın da seçime katılması söz konusu olabilir mi(!) bilemiyorum(!) Eğer Erdoğan aday olamıyorsa ortaya Cumhur İttifakının yeni bir adayının çıkması gerekir ki, o da Erdoğan’ın karizmatik liderliğini arkasına alsa bile Erdoğan olamayacağı için, vekiliyle yapılan seçimin başarısızlığı kaçınılmaz olabilir. Dolayısıyla, eğer Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı olduğu ısrarla belirtiliyorsa seçimlerin 2023 yılında değil 2022’de erken seçim olarak yapılacağını düşünmek, yanlış bir akıl yürütme olmamalı.

2002 genel milletvekili seçimleri, 2001 krizinin ardından MHP lideri Bahçeli’nin dayatmasıyla erkene alınarak yapılan ve ekonomik krizin seçmenler üzerinde büyük etkileri olduğunun görülüp yaşandığı bir seçimdi. 2001 krizi önce üst toplumsal kesimleri vurmuş, giderek toplumun alt katmanlarına doğru yayılan, ağırlıkla ekonomik ve de sosyal, siyasal bir krizdi. Şu anda (2021 ve 2022’de) yaşanmakta olan kriz ise, sosyo-ekonomik ve siyasal bir kriz olarak bu kez alt toplumsal kesimlerden üst katmanlara doğru toplumun tamamını etkisi altına alan toplumsal, ekonomik ve özellikle de siyasal bir belirsizlik, bir kaos hali ortaya çıkarmış durumda. Dolayısıyla başlıktaki soruya geri dönecek olursak, bu yazının açılım ve özünün “2022 seçimleri de 2002 seçimleri gibi iktidar değiştiren seçimler mi olacak?” sorusuna, gündemde böyle bir sorunun olup–olmadığına yanıt aramak için yazıldığına açıklık kazandıracaktır.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) 2002 seçimlerinden kısa bir süre önce Fazilet Partisi’nin (FP) Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması sürecinde kuruldu. 1999 seçimlerinde oy oranları sırasına göre, seçim barajını geçen beş parti, Demokratik Sol Parti (DSP) / Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) / FP / Anavatan Partisi (ANAP) / Doğru Yol Partisi (DYP) oldular. Ancak bu partiler toplam kayıtlı seçmenlerin yüzde 10’u ile 18,4’ü arasındaki bir çoğunluğun oyunu alabilmişken, (CHP) Cumhuriyet Halk Partisi ise yüzde 10’luk seçim barajına bile yaklaşamayan partilerden biri oldu. Bu beş partinin üçü DSP / MHP / ANAP, Bülent Ecevit’in başkanlığında bir koalisyon kurarak hükümeti oluşturdular. Ne var ki önce 1999 Kocaeli depremi, ardından 2001 krizi, Ecevit’in hastalığı, Bahçeli’nin hemen ve acilen seçim diretmesi bu hükümetin 2002 yaz başına değin devamına ancak olanak tanıdı. 2002 yazında MHP lideri, Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli’nin isteğiyle seçim kararı alınarak 3 Kasım 2002’de 12 Eylül döneminin altıncı genel milletvekili seçimi yapıldı. Bu seçimde AKP, toplam kayıtlı seçmenlerin yüzde 26,1’inin, CHP yüzde 14,7’sinin oyunu alırken tüm diğer partiler geçerli oyların yüzde 10’u düzeyindeki seçim barajını aşamadıkları için ‘iki partili ve kayıtlı seçmenlerin ancak yüzde 41’inin oyunu yansıtan bir meclis’ ortaya çıktı. Bu eşitsiz ve düşük temsilli seçim yapısının sonucu olarak AKP, kayıtlı seçmenlerin dörtte birinin oyuyla mecliste üçte ikilik milletvekili çoğunluğunu kazanarak tek başına iktidar oldu.

Kuruluşunun hemen ardından önemli bir milletvekili çoğunluğuna sahip olarak tek başına iktidara gelen AKP, kendini iktidara getiren oyların yüzde 30,3’ünü AKP kurucularının ayrıldığı Milli Görüş geleneğinin temsilcisi Refah/Fazilet/Saadet partisi seçmenlerinden, 51,3’ünü de, 1999 yılında erken seçimle iktidardan düşen koalisyon partilerine oy veren seçmenlerden (MHP’den yüzde 23,8, ANAP’tan 18,2 ve DSP’den de 9,3 puan olmak üzere) almayı başarmıştı. 2007’de kayıtlı seçmenlerin yüzde 30,1’i, 2011 seçimlerinde de yüzde 42,5’inden oy alan AKP, oylarını giderek geçerli oylar bazında yüzde 50’nin üzerine taşıdı. Böylece en yüksek seçmen desteğine sahip olduğu 2011 seçimlerinde AKP oylarının yüzde 16,7’si Milli Görüşçü Refah/Fazilet/Saadet partisi seçmenlerinden, yüzde 22,6’sı Demokrat Parti (DP) çatısında birleşen ANAP’lı, Doğru Yol’lu muhafazakâr seçmenlerden ve yüzde 13,1’i daha önce MHP’ye oy vermiş milliyetçi seçmenlerle, yüzde 6,3’ü de diğer küçük sağ parti seçmenlerinden (toplamda yüzde 58,7’sini) devşiren İslamcı bir sağ seçmen potası oluşturma yoluyla iktidarını pekiştirdi, yaydı. Ayrıca 2002’den 2011’e -yaklaşık- yüzde 25 oranında artan -dindar ve kindar olması istenen- (yeni ve genç kuşak) seçmenin yüzde 60’ının da oyunu alarak AKP (kendi içinde ulaştığı yüzde 86,4’lük muhafazakâr, milliyetçi-İslamcı partilerin seçmenleri ve onların çocuklarının desteğiyle)*[1], ‘oldu bu iş, artık İslam devleti kurmaya seçmen engeli de kalmadı’ evresine ulaştığı kanısına vararak ve de bu güvenle, nihai amacına doğru yol almaya hız verdi.

Yurtiçi kayıtlı seçmen bazıyla oylarını 2011’de en yüksek (%42,5) düzeyine taşıyan AKP o noktadan itibaren oy yitim sürecine de girdi. Bu süreçte iç çelişkiler, çıkar çatışmaları önce ümmetçi İslam’dan milliyetçi İslam’a doğru kayma zorunluluğunu ortaya çıkardı. Ama her durumda AKP’nin birincil amacı, koşullar ve durumdan bağımsız olarak, liderleri ve çevresi için iktidarda olmak-kalmak üzerine kurgulanmıştı. Haziran 2015 seçimlerinde toplam kayıtlı seçmenlerden AKP’nin aldığı oy yüzde 34,1’e geriledi, iktidarın elden gitme tehlikesi doğdu. Oysa bu kabul edilemezdi. Edilmedi ve seçim yenilendi. Kasım 2015’de AKP bir kez daha kayıtlı yurtiçi seçmenlerin yüzde 42,5’inin oyunu almayı başardı. Fakat izleyen 2018 seçimlerinde bu oy oranı tekrar gerileyip yüzde 36,5’e kadar düştü. Ama neyse ki sistem değiştirilmiş, seçim dışında hesap verme zorunluluğunun olmadığı öngörülen, önemli yasama yetkileriyle, yürütme erkine sahip partili Cumhurbaşkanlığı -tek adamlık- sistemine geçilmişti.

2018 seçimleri ardından geçen her gün, 12 Eylül 2010 referandumu sonrasında etkisi artarak yaşanılan sosyal, ekonomik ve siyasal sorunlar, demokrasisizliği ve faşizme yönelimi giderek daha çok hissedilir hale getirirken, seçimle yönetimin değiştirilme / değiştirilememe ikilemi toplumun gündemine yavaş yavaş girmeye ve tartışılmaya da başlandı. Bu süreç iktidarı yeni yapılanmalara doğru iterken liderliğin gereksinimlerinde de değişmelere neden olarak farklı kadro ve kadrolaşmalar ortaya çıkarıyor ve AKP kadrolarının bazılarının parti yönetiminden dışlanmasına, onların yerlerine de yenilerinin getirilmesine kaynaklık etti. AKP’de yaşananlar 2015’den itibaren yoğunlaşarak MHP’de de yaşanmaya başladı. Tüm bunlar milliyetçilik ideolojisiyle MHP’den kopanların İyi Parti’yi, AKP’nin iktidar kadrosu dışına düşen Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan gibi parti kurucu ve yöneticisi, AKP hükümetlerinde politika belirlemede görev üstlenmiş siyesetçilerden bazılarını, örneğin A.Davutoğlu Gelecek Partisi’ni, A.Babacan Demokrasi ve Atılım Partisi’ni (DEVA) kurma noktasına getirdi. Ancak bu partilerin her üçü de Kürt siyasetçilerin ağırlıkta olduğu Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile sol/sosyalist partileri, iktidarın yaftaladığı terorist nitelemesiyle tanımlamaya devam ederek kendi demokrasi anlayışlarının da merkezine taşıdılar. Bu terörist partilerle (HDP ve sol/sosyalist partilerle) hiçbir işbirliği yapmayacakları gibi, onlarla ilişki içinde olmayı açık ve net biçimde reddeden görüşlerini de ilan ettiler. Böylece kendi parti konumlarını da iktidarın tanımlamalarına uzak olmayan bir alana yerleştirmiş oldular.

19 yıllık iktidar sürecinde adım adım devletleşen Erdoğan ve AKP iktidarı yedeğine taktığı ve takıldığı MHP’yle birlikte, iktidardan gitmez-gidemez evreye doğru yol alırken, kendileri ve rakipleri için bir düşman kutuplaşma örgütleşmesi üreterek, kendi ve rakiplerinin siyaset odağına bu kavramlaştırmayı yerleştirdiler. Bir yanda AKP ile MHP’nin Cumhur ittifakı diğer yanda ise CHP ile İYİ Parti’nin iktidar oyununa katılabilmek adına oluşturup, koşullara uyanlara (iktidar tarafından terörist damgası yememiş olanlara) da açık tuttukları Millet ittifakı yaşama geçirildi.

Millet ittifakının kolları; ilk dokuz yılında AKP oyları içinde 22,6 puanlık ağırlığı olan ANAP’la DYP’nin ortak yeni çatısı DP’ye, 16,7 puanlık ikinci büyük kesimi oluşturan Milli Görüş’ün son temsilcisi SP’ye ve AKP’den ayrılıp parti kuran DEVA ve Gelecek Parti’lerine açık, iktidarın terörist damgasıyla karalanmış HDP ile sol/sosyalist partilere kapalıydı. Acaba bu iki ittifakın; dünya görüşü, ideoloji olarak birbirimizden bir farkımız yok ama uygulama politikalarında birbirimizden farklıyız demeleri anlamına mı(?), yoksa iktidar ideolojisinin muhalefete de egemen olup şekil değiştirerek de olsa yola devam edileceği anlamına mı(?) geldiği, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken konulardan.

Oysa ülkenin kayıtlı seçmeninin en az yüzde 30-33’ü bir dini ideolojinin devlete taşınarak biat kültürü üzerinden yönetim anlayışının oluşturulmasına karşı olduğu; insan hakları, eşitlik, özgürlük, değişme, dayanışma ve demokrasiden yana tavır ve talepleri olan toplumsal kesimleri içinde barındırırken, işte o kesimde olduğu düşünülen ülkenin en eski ve tarihi partisinin çözümü sağ’da arıyor oluşu; acaba o partinin ufuksuzluğunun mu(?), yoksa ufuk yaratma becerisiyle bütünleştrilmeye çalışılan eskiden bir yeni üretme uğraşının başarısız bir yansıması mı?

2002 ile 2022’nin gelinen konum açısından birbirine çok benzeyen yönleri var. Ekonomik krizi, mantar gibi çoğalan partileri ve de Bahçeli’nin kilit adamlık rolüyle 2002 ile 2022 benzeşiyor denebilir. Ancak ileriye bakınca görünen ve görünmeyen kara bulutlar bağlamında bu iki dönemin ufku ise çok farklı. Birinde geleceğe bakınca umut vardı, karardı. Diğerinde ise ileriye bakınca umutsuzluk ve karamsarlığın ağır bastığı, kitlelerin bunaldığı, gençlerin yurtdışına giderek gelecek aradığı bir çıkışsızlık egemen. Ne var ki, demokrasiye sadece azınlıkların değil kendini çoğunluk olarak görenlerin de ihtiyacı olduğu, yadsınamaz bir gerçek. Ancak bir gerçeğin yadsınamazlığı, gerçekleşebilmesini ne kadar karnında taşıyor, taşıyabiliyor acaba?

2002 ile 2022’inin benzerlikleri-farklılıkları, seçmenlerin açacak ya da kapatacak olduğu kapıların ardında yatıyor olabilir. Hiç, ama hiç unutulamamalı ki, kapıyı açacak ya da kapatacak olanlar da biziz. Bu mümkün olur mu derseniz, Türkiye Cumhuriyet’inin eşit vatandaşları; kadını/erkeği – genci/yaşlısı – kentlisi/köylüsü – müslüman olanı/olmayanı – okumuşu/cahili – inançlısı/inançsızı – Türkü/Kürdü – sağcısı/solcusu – işçisi/işvereni – varsılı/yoksulu ile eşit haklara sahip vatandaşları verecekler bu kararı.

* Bu yazıda kullanılan oranların kaynağını ve açılımlarını tablolardan incelemek ve ayrıntılara hakim olabilmek isteyen okurlar 27 Haziran 2012’de Bianet’te yayımlanan ‘AKP Oyları Nereden Geliyor?’ başlıklı (Sezgin Tüzün imzalı) yazıma ve o yazı içinde yer alan konuyla ilgili ama burada değinilmemiş tablolara da ek bilgi edinmek için bakabilirler; https://bianet.org/bianet/siyaset/139325-akp-oylari-nereden-geliyor

Neden Potasyum Silikat Kullanmalı?

Besleme programına alacağınız potasyum silikat bitkilerinize birçok fayda sağlayacaktır. Çevre stresine, sıcak hava,soğuk hava, su ve toprak toksisitesini azaltma, büyüme de kök ve yaprakta büyük faydası vardır. Topraktaki faydalı bakterilere katkısı sayesinde kök gelişimine%80’e kadar faydası olur.

Bitki üzerine uygulanan potasyum silikat bitki üzerinde görünmez bir bariyer oluşturarak böcek ve mantar saldırılarını en aza indirerek bitkinin zarar görmesini engeller. Bu sayede yetişen bitkilerin hastalıklara ve diğer zararlılara direnç kazanmış olur.

Kök bölgesinde besin elementlerinin alınımını, yapraklardaki klorofil konsantrasyonunu ve RUBP karboksilaz enzimini dengeleyerek bitkinin kuvvetli bir şekilde gelişmesini sağlar

Yapılan araştırmalar sonucunda klonlanan ürünlerde ve yeniden döllenen tohumların çimlenmesinde %90 a kadar bir artış gözlemlenmiştir.

Bir başka araştırmada ise kuru meyve ağırlığına da etkisi olduğu görülmüştü

Kalsiyum ve borun birbirleri üzerinde sinerjik etkisine silikon desteği eklendiğinde topraktan kolayca alınamayan, taşınması zor olan kalsiyumun aşağıdan yukarı taşınmasında asansör görevi görür.

Çinko eksikliğini, aşırı fosfor, mangan, sodyum ve alüminyum toksisitesini tolere eder.

DMRSÜREN KİMYA LTD.ŞTİ

0552 3307100-0532 5466184

www.kimyadeposu.com

www.claypacks.com

www.nanotozlar.com

www.netyerim.net

Tarım Kimyasalları,Yem katkıları Mineralleri,zeolit,sepiyolit,diyatomit,kaolin,sunshield gölge tozu,sunshield kaolin,sunshield sıvı kaolin,pars sıvı kükürt,parvet hayvan yara tozu,parspet hayvan bakım ve yara tozu,badimon yara tozu,çinko metal tozu,demir tozu,manganez dioksit,mangan dioksit,mangan tozu,mikronize mangan,hayvan altlığı,hadjin yılan kovucu,pars lime sülfür,bit-pire kovucu,nangrafi,nano tozlar,metal tozları,maden tozları,nano partiküller,dmrsüren,dmrsüren kimya,kimyadeposu.com,çinko sülfat,bakır sülfat,mangan sülfat,magnezyum oksit,magnezyum sülfat,demir sülfat,kalsiyum oksit,kalsiyum hidroksit,potasyum silikat,potasyum hidroksit,hekzatetramin,sodyum lignosülfonat,potasyum lignosülfonat,grafit tozu,mikronize grafit,

Kimyadeposu.com

Jurnalci.com

Paylaş:

DEKTROZ MONOHİDRAT

Dekstroz monohidrat, bir molekül kristal suyu içeren, saflaştırılmış ve kristallendirilmiş D-glikozudur. Nişastanın hidrolizini takiben yapılan saflaştırma, evaporasyon ve kristalizasyon gibi işlemlerin sonucunda elde edilmektedir. Saf haliyle 100’lük bir dekstroz eşdeğerine sahiptir , bu da %100 saf dekstrozun başka maddelerle bir karışımın olmadığını gösterir.

Anhidrus ve monohidrat olmak üzere iki türü olan dekstrozun monohidrat türü; nişastanın hidrolizini takiben yapılan saflaştırma, evaporasyon ve kristalizasyon gibi işlemlerin sonucunda elde edilmektedir. Dekstroz anhidrusun elde edilmesi ise,  60 oC'nin üzerinde ürünün yeniden kristalize edilmesiyle gerçekleşmektedir.

Yüksek glisemik endeksi nedeniyle sindirilmesi kolay , tüketmek için güvenli ve uzun raf ömürlüdür. Fermente olabilen bir karbonhidrat kaynağı olan dekstroz ekonomik bir şeker kaynağıdır.

Fırıncılık ürünlerinde maya besin yeri bileşeni olarak görev yapan dekstrozun olmaması durumunda mayalar, hamurun kalitesine doğrudan etkileyecek şekilde nişasta ve gluteni kendilerine besleyici bileşen olarak kabul etmekte, bu durumda mayalama sürecinde önemli gecikmelere yol açmaktadır. Eğer maya besini olarak şeker kullanılırsa, maya tüketmeden önce bunu dekstroza dönüştürmek ihtiyacı duymaktadır. Bu durum, daha fazla miktarda maya kullanımına da yol açmakta, sonuçta fırınlama öncesi uzun süreli bekletmeden kaynaklanan ekmek somununun solgun ve tazelik kaybı yaşamasına da neden olmaktadır.

Fermente olabilecek bir karbonhidrat olan dekstroz, karbondioksit için de en ekonomik kaynağı oluşturmaktadır. 

Hazır gıda ürünleri, süt ürünleri, karbone edilmiş içecekler, reçel ve jölede de yaygın şekilde kullanım alanı bulan dekstrozun sukroza göre en büyük avantajı, ılımlı bir tatlılığa sahip olması ve gıdaya özgü aromayı yok etmemesi ve sukroz kadar güçlü koruyucu etki göstermesi sayılabilmektedir. 

Karbonhidratlar içerisinde tek şekerli (monosakkarit) olan dekstroz, yüksek enerji kapasitesi sebebiyle, enerji içeceklerinde ve serumda yüksek oranda kullanılır. Dekstroz, oldukça hızlı emilme ve kana karışma özelliğine sahiptir.

Doktorlar, dekstroz monohidratı küçük çocukların beslenmesi, diyabetik hastalarında insülin şoklarına karşı, obezitenin tedavisinde, daha fazla fiziksel faaliyet gösterilen durumlarda kan şekeri düzeyinin ayarlanmasında kullanılmaktadır.

Bu özelliklerden dolayı dekstroz monohidrat, uygun vitamin ve minerallerle formüle edilerek fiziksel stres gibi durumlarda kullanılan preparatların bileşiminde yer almaktadır. 

Humektant olması, higroskopitesi ve sıkıştırılabilirlik gibi fonksiyonel özelliklere sahip olan dekstrozun anhidrat türü ise, düşük nem düzeylerinin sürdürülmesi gereken ürünlerde serbest suyu kontrol etmektedir.

Dekstroz, dehidrasyon tedavisinde de kullanılır. Vücutta metabolize edilip kaybolur ve serbest kalan su, hücre dışı ve hücre içi sıvı kompartmanındaki eksikliği tamamlar. Birincil su eksikliğinde, eksikliğin derecesine göre 3 litre veya daha fazla vermek gerekebilir.

Pars alüminyum tozu,pars bakır tozu,Pars Çinko Tozu,Pars Grafit Tozu,Pars Kurşun Tozu,Pars demir tozu,pars kurşun oksit,pars kurşun oksit sülyen,pars kurşun oksit mürdesenk,pars fire assay flux,pars nitrik asit,pars hidroklorik asit,pars sülfürik asit,pars hidrazin hidrat,pars kaolin,pars sepiyolit,sunsep,sundiyo,sunmag,pars zeolit,pars 67 mangan dioksit,pars85 mangan dioksit,hadjin yılan kovucu,parsvet yara tozu,pars lime sülfür,nanotozlar,yemkat.com,sunshield kaolin,sunshield sıvı kaolin,pars silisyum karbür,silisyum karbür,dmr74 mangan dioksit,pars magnezyum sülfat,pars magnezyum sülfat anhidrat,pars magnezyum sülfat monohidrat,pars magnezyum oksit,pars bakır sülfat,pars demir sülfat monohidrat,pars kalay sökücü,pars nikel sökücü,süren vollastonit tozu,pars volfram  tozu,pars molibden tozu,pars antimon oksit,pars potasyum hidroksit,pars potasyum silikat,kimyadeposu.com,claypacks.com,demsil silikajel,demsil kil paketi,demsil nem alıcı,nemal nem alıcı,pars sodyum metabisülfit,pars sodyum bisülfat,pars magnezyum nitrat,pars sodyum persülfat,pars kalsiyum sülfat,pars kalsiyum sülfat dihitrat,pars hayvan altlığı,pars sodyum lignosülfonat,pars maden tozları,pars metal tozları,pars yem katkıları,pars nanotozlar,pars çinko oksit,sunshield sıvı kaolen,süren titanyum tozu,pars bakır oksit,demsil silikajel,süren otocam çizik giderici,pars seryum oksit,süren ferro vanadyum tozu,pars spekülarit,süren bit-pire kovucu,süren bakır tozu,süren teknoloji,bakır tozu,

DMRSÜREN KİMYA LTD.ŞTİ

05523307100-05325466184

www.kimyadeposu.com-www.nanotozlar.com-www.claypacks.com,www.potasyumsilikat.net

www.netyerim.net,www.dmrsuren.com,www.magnezyumoksit.com,www.nanomikron.com

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu