Akşener:”Esad,18 milyon Suriyeliye 8 milyar dolar.Biz 4 milyona, 40 milyar dolar harcıyoruz”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında konuşuyor..

Akşener, partisinin grup toplantısında 7 belediye başkan adayını açıklayarak kürsüye davet etti. Akşener’in açıkladığı isimler şöyle:

Aksaray Belediye Başkan adayı – Özhan Türemiş

Karaman Belediye Bşakan adayı – Zühtü Bahadır Bahraç

Ardıhan Belediye Başkanı adayı – Mete Özdemir

Bayburt Belediye Başkanı adayı- Yunus Özyıldırım

Kilis Belediye Başkanı adayı – Ahmet Nalçacıoğlu

Siirt Belediye Başkanı adayı – Ahmet Özgür

Düzce Belediye Başkanı adayı – Ömer Küçük

Akşener’in konuşmasından öne çıkan satır başları şöyle:

24 Haziran’daki seçime giderken ne dediler? Yeni sistemde kriz olmayacak dediler. Hızlı karar alınacağı için, hiçbir iş aksamayacak dediler. Türkiye uçacak dediler. Bütün kararları bir kişinin aldığı, Meclis’in devre dışı bırakıldığı, yargının tek bir beşere bağlandığı sistemi, Türkiye’nin bekasının teminatı diye anlattılar.
Peki sonuç ne oldu? Ne yazık ki, sonuç tam tersi oldu. İyi Parti olarak, bu sistemle ülke yönetilemez demiştik. Maalesef haklı çıktık. Korkarım ki, haklı çıkmaya da devam edeceğiz. Görünen köy kılavuz istemiyor.

“Al papazı-ver papazı” dediler. “Bu teröristi kimse alamaz” dediler. Sonra, özel uçağa bindirip gönderdiler. Adam ülkesinde kahraman gibi karşılandı.. Bu olay milletimiz için bir yaradır.

Devletimizin itibarını yerle bir eden bu olayı hatırlamaktan, ve hatırlatmaktan haz-alıyor değiliz. Ama yalanlara, yanlışlara ve her vesileyle, kendilerine oy vermeyen vatandaşlarımıza dil uzatanlara
ayna tutmak, bizim milletimize karşı sorumluluğumuzdur. Türk milletinin huzura ihtiyacı var.. Bu ihtiyaç ortadayken, ülkenin yarısına düşman muamelesi yapıp, yeni huzursuzluklar üretmek, akıllı işi değildir. Biz hep birlikte güçlüyüz. Şunu bilin ki;

Milletimi ayrıştıran her kim olursa olsun, dış güçlere hizmet ediyordur. Biz bir aileyiz. Ailenizden düşünün, bölününce mi güçlüsünüz, birlikte olunca mı?

Buradan bütün iyi partililere sesleniyorum: Bir cahil size laf attığında, ‘Selam’ deyip geçin.. Hikmet ve güzel sözden vazgeçmeyin.

2018 ne yazık ki, yoldan çıkmış bir zihniyetin hataları yüzünden, zorluklarla dolu bir yıl oldu. Hatalı kararlarla, yanlış politikalarla, ekonomimiz krize sürüklendi. Hayat pahalılığı, geçim darlığı
milletimizin belini büktü. Milletin cebine giren üç beş kuruş da, pahalılık karşısında eriyip gitti.
16 yıl aradan sonra, enflasyon yine %20’lerin üstüne çıktı. İşsizlik maalesef rekor kırıyor. Ekonomimiz artık yerinde bile sayamıyor. Krizi durdurmak için, ne yazık ki, ciddi bir çalışma ve program da yok. Bakın çok açık söylüyorum, pansuman tedbirlerle seçime kadar milletimizi oyalamaya çalışmayın.

Ekonomiyi yöneten damat efendiler, “Atlattık, dengelendik, hedeflere ulaştık” diyorlar ama, çarşıya, pazara her çıktığımızda, durum hiç de anlatıldığı gibi değil. Biz sırça bakanlık binalarında oturmuyoruz. Pazara gidiyoruz, esnafla dertleşiyoruz, annelerimizin
gözyaşını siliyoruz.

Damat ekonomiden zerre anlamıyor ama, bu şartlarda ayakta kalabildiği için, milletimizin her ferdi, vallahi de billahi de bunların hepsinden daha iyi ekonomist.

Bu pahalılıkta, üç kuruş parayla ev geçindirmek neymiş, nasıl olurmuş, çocuk nasıl okutulurmuş, o maliye ve hazine bakanı damat efendi, gelsin de milletimden öğrensin. Millet ne yaşadığını biliyor ama, damat efendi iddialı, diyor ki; yok efendim atlattık, yok efendim
dengelendik.

Bir de hedefleri tutturduk demez mi? Enflasyon hedefin yüzde 5’ti. Yılsonunda enflasyon yüzde 20. Neyi tutturdun? Dolar tahminin 4 liraydı.. Yılsonunda 5.3 lira. Neyi tutturdun?
Dengelenmişiz. Milletin dengesi şaştı.

Çıksana sen bir pazara. Girsene bir markete. Asgari ücretle, emekli maaşıyla geçinmeyi becer de görelim..Sayın Cumhurbaşkanına buradan sesleniyorum.

Gözünüzün içine baka baka, tüyü bitmedik yetim hakkıyla sefa sürenlerden hesap sorun. Size, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Başkanı olarak değil, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı
olarak sesleniyorum, “Hırsızlık yapan kızım Fâtıma da olsa, elini keserdim” diyen adaletin izinden gidin.

Hani ekonomimiz dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girecekti? Türkiye gire gire, enflasyonda ilk 10’a girdi.Şampiyonluk vadedip, bitime iki hafta kala, “Kesin küme düşeriz” diyorsunuz. Ayıptır ayıp. Azıcık utanmanız olsun.

Biz Millet olarak, kadınımızla-erkeğimizle, delikanlılığı severiz.. Delikanlı olun, doğruyu söyleyin.

1 Ocak 2018’de, 1 dolar 3,76 liraydı. Bugün 5,3 lira. Papaz yok. Ambargo yok. Trump’dan Tweet yok. Putin’den tehdit yok. Ama dolar hala 5,3 lira. Demek ki sebep iktidarmış. Paramız bir yılda yüzde %40 değer kaybetmiş. Milletimiz %40 fakirleşmiş. İşin aslı şu, Hasan amca 10 ekmek alabilirken, 6 ekmek alır hâle gelmiş. O 4 ekmeğin hesabını kim verecek? Bunun övünülecek bir tarafı var mı?

Millet evini barkını satmaya başlamış. Hedefi tutturduk dediğiniz bu mu? Hedefiniz milletimizi evsiz- barksız bırakmak mıydı?

Enflasyon hedefin tutmadı. Döviz hedefin tutmadı.. Büyümeyi geçtim, aksine küçüldük. Damat hala hayal aleminde. Ama, haksızlık etmeyeyim. Bir avuç para babasının işleri büyüdükçe büyüdü.. Bakın, küçük bir azınlık, ülke servetinin %77sine sahip olmuş.

Peki nasıl geldik bu noktaya? Bakın, yanlış dış politikayla, Suriyeli sığınmacılar için 40 milyar dolarımızı harcadık. Yani tek bir yanlış kararla, 230 milyar, eski parayla 230 katrilyon liramızı kaybettik. Bu para, Türkiye’nin 2019 bütçesinin dörtte biridir. Cebinize giren her 100 liranın, 25 lirasıdır. Ama bakın, daha ilginç bir nokta var. Suriye’nin 2018 yılı bütçesi ne kadar biliyor musunuz? 8 milyar dolar. Yani Esad, 18 milyon Suriyeliye 8 milyar dolar harcıyor. Bizim iktidarsa, 4 milyon sığınmacıya, 40 milyar dolar harcıyor. E kardeşim adam daha hesaplı yönetiyor işi. 4 milyon için 2 milyar dolar verelim de, o baksın. Ne zorumuz var da paramızı bu maceraya harcıyoruz.

İktidar değişmediği taktirde, Suriyeli sığınmacı sorunu artarak devam edecektir. 4 milyon, yarın bir gün, 7-8 milyona çıkacak. Güney illerimiz Türk kentleri olmaktan çıkacak.

Televizyonlarda söylemezler ama, biz buradan söylüyoruz, dikkatle dinleyin; Türkiye’de binlerce firma var, ama nedense her taşın altından 5 tanesi çıkıyor. Bu beşli ne hikmetse, dünya listesinde de, devletten en çok iş alan firmalar içinde ilk 10’da. Dikkat buyrun, Türkiye’de değil, Dünya’da ilk 10’da. Lafa geldi mi “Dünya 5’ten büyük” ama, bizim bu beşli de Türkiye’den büyük. Bu firmalar sadece geçen yıl, 30 milyar dolardan fazla iş aldılar. Hazine garantili bütün işler yine bunlara verilmiş. Bu beşli adeta bir iç sömürü vasıtası haline gelmiştir.

“Asgari ücretten vergi alınmasın” dediğimizde reddeden iktidar, bu yandaş kodamanlar içinse, 16 yılda dokuz defa trilyonlarca lira vergi affı getirmiştir.

İktidar kriz yok derken, galiba bu kodamanlardan bahsediyor. Bunlara ihale verenlere söylüyorum, kardeşim siz mi iktidarsınız, onlar mı iktidar belli değil.. Size, “Şu köprü ve otoyol sözleşmelerini Türk Lirası’na çevirin” dedik. Kulak arkası ettiniz, yapamadınız.. Üstüne de köprülere yüzde 45 zam yaptılar. Yollarla beraber, köprüden geçen araç başına 135 lira alıyorlar. Zam döviz artışını karşılamıyor tabi. ve sıkın durun, bu durumda ne oluyor biliyor musunuz; Milletimiz, geçmeyen araç başına da 238 lira kesesinden ödüyor. Yani geçenden 135, geçmeyenden 238 lira alıyorlar.

Kamu özel sektör İşbirliği ile 1986-2001 yılları arasında, yani AK Parti iktidarından önceki 15 yıllık dönemde, 67 proje gerçekleşti. 67 projenin yatırım bedeli, 11.1 milyar dolar. Bu projelerden şirketlerin toplam karı ise 454 milyon dolar. Kar oranı %4. Yani işi üstlenen firmalar bu projelerden %4 oranında kar etti. Ve para kazandılar, büyüdüler. Kazandıklarıyla yeni işler yaptılar. Allah bereket versin, Helal-i hoş olsun.

2003-2017 dönemindeyse, yani AK Parti iktidarıyla geçen 15 senede toplam 158 proje yapıldı. Projelerin Yatırım bedeli 50.5 milyar dolar. Önceki dönemdeki gibi %4 kar etseler, 2 milyar dolar kar etmeleri gerekirdi. Ancak bu projeleri yapan şirketler, sözleşme süreleri sonunda 72.7 milyar dolar kar edecekler.

Yatırım bedeli 50 milyar dolar. Kar 72 milyar dolar. Kar oranı %4’ten, %143’e çıkmış. İşte bunlara, haram zıkkım olsun. Özel sektör kar etmesin mi? Elbette etsin. Ama simitçi kardeşime soruyorum; Sen 1 buçuk liraya sattığın simitten, 2 lira kar edebiliyor musun? Esnaf kardeşime sesleniyorum; Sen 5 liraya sattığın soğandan 7 lira kar edebiliyor musun? Bu nedir kardeşim? %143 kar etmek nedir?
milletin cebinden çıkan para 60 milyar dolar. Yani 320 milyar lira. Üstelik bunlar kazandıklarından vergi de vermiyorlar. Vatandaşın 5 liralık vergi borcu için haciz peşinde koşan Maliye Bakanlığı bu şirketin 424 trilyonluk vergi borcunu bir kalemde sildi. Verginin aslını sildi kardeşim aslını.

Şimdi tüm vatandaşlarıma bir çağrıda bulunuyorum. Gidin bağlı bulunduğunuz vergi dairesine, ve dilekçenizi verin. “Bu şirkete sunulan vergi indiriminden ben de yararlanmak istiyorum” deyin.

Bak, doğruyu söyleyin, yoksa bunlar sizi tehdit mi ediyor? Ki her seferinde bunların dümen suyuna gidiyorsunuz, her dediklerini yapıyorsunuz? Varsa öyle bir şey, gel bize.. Anlat, dara düşenin halinden anlarız, elinden tutarız. O servetleri de alıp milletimize dağıtmayı, garip gurebânın cebine koymayı biliriz. Sığınmacılara 230 milyar.. Kodamanlara 300 milyar. Faize 117 milyar. Ondan sonra da “Vay efendim dış güçler.” Gel de rahmetli Erbakan hocayı anma burada.. Ne güzel söylemişti bunlar için;
Sizi gidi faizciler siziiii… Sizi gidi faizciler siziiii.

Bakın, Türk Telekom Türkiye’nin göz bebeğiydi. Özelleştirilmeden önce, yıllık 2.1 milyar dolar kar ediyordu. Devletimize yıllık 1 milyar vergi ödeyen bir kurumdu. Acemice özelleştirdiler. Yıllardır
yapılan uyarıları dinlemediler. Ve bugün Türk Telekom, Türk Bankalarına 5 milyar dolara yakın borç bıraktı. Türk Telekom’u satın alan yabancı grup, şirketin içini boşalttı, taşınmazlarını sattı.
Yani gelirini alıp, borcunu Türk milletine bıraktı.

Gözümüzün önünde yaşanan Türk Telekom beceriksizliği sebebiyle, Türk bankaları, yurt dışından 5 milyar dolar daha fazla borç bulmak zorunda.

Biliyorsunuz Sakarya ayakta. Milli Savunma bakanlığımızın ve ülkemizin yüz akı olan, Arifiye’deki 1’inci Ana Bakım Merkezi, milli fabrikamız, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle özelleştirme kapsamına
alındı. Konuyu Sakarya Milletvekilimiz Ümit Dikbayır yakından takip ediyor. Bu konuyla ilgili bir araştırma önergesi de hazırladı. Aziz milletim, bu iktidarı sana şikayet ediyorum. Satılmak istenen fabrika, Türk Ordusu’nun herhangi bir birliğinden farklı değildir. Ha bu fabrikayı satmışsın, ha ordumuzun bir birliğini. Bu girişim, özelleştirmeyle ilgili kanuna da aykırı bir iştir. Çünkü kanun, stratejik öneme sahip tesisleri, özelleştirmeden muaf tutar.

Haber bültenlerinde sıkça duyarsınız, “Operasyonda yerli ve milli silahlar kullanıldı” diye.. İşte o silahların önemli bir bölümü, bu fabrikamızda üretiliyor. Diğer ülkelerin 9-10 milyon dolara mal ettiği silahlar, bu fabrikamızda, işçimizin alın teriyle, 4 milyon dolara mal ediliyor.

Üstelik, yapılacak sözde ihaleyi kimin kazanacağı konusunda da, daha şimdiden açık bilgiler var. Milli Savunma Bakanı da, ordumuzun eski bir komutanı olarak fabrikaya gitti. Sahip çıkacak sandık.
Ama, fabrikayı umursamadı. İşçilerin hakları korunacak diyerek, şimdiden satışı onayladı. Sayın Bakan; o fabrika, tek kuruş devlet desteği olmadan, bölgedeki komutanların çabaları ve
Sakaryalıların desteğiyle kuruldu. Orada çalışan alnı öpülesi işçilerimiz ve aileleri, kendi hakları için değil, Peygamber Ocağı’nın ve ülkelerinin menfaati için isyan ediyor. Buradan ilan ediyorum; Hakikatle “Yerli ve milli “ davranacak, ve bu işin peşini bırakmayacağız.

“Bir gece ansızın gelebiliriz” nidalarıyla başlayan, sınır ötesi operasyon meselesi, görünen o ki başka bahara kaldı. Türkiye yalnızlaşıyor. Fırat’ın doğusuna operasyon dendiği anda devreye giren Rusya ve Amerika iktidara yine “Dur” dedi. Hatta, Amerikan heyeti Ankara’ya gelmeden öyle bir mesaj yolladı ki, bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Bu haddi aşan sözler ve tutumların sorumlusu iktidardır.

Jurnalci.com

ilgili haberler