Ali Nesin:Diploması olmayan milyonlar var

Habertürk yayınında Kübra Par’a konuşan Profesör Ali Nesin, “Türkiye’de eğitim sistemi nasıl olmalı?” yönündeki soruya, “Ben üniversite sınavı yapacak olsam, benim bölümüme girecek öğrencilere, çok zor, imkânsız bir soru sorarım ve altı saat süre veririm. Altı saat sonunda kim kalmışsa onları alırım” diye yanıt verdi.

Nesin, Matematik Köyü’ndeki derslerde de bu yöntemi uyguladığını anlattı: “Matematik köyünde çocuklar bazen iki saat düşünüyorlar. Önce, on, on beş dakika boyunca herkesin problemi anladığından emin oluyorum. Sonraki on, on beş dakikada cevap vermelerini engellemeye çalışıyorum. Sonra, ‘Şimdi sıra sizde’ diyorum. Bir, bir buçuk saat boyunca kenara çekiliyorum. Öğrenciler, beni yan gözle görebilirler. Psikiyatristlerde olduğu gibi; hasta yatar, psikiyatrist kenardadır. İki saat boyunca düşünüyorlar. Çoğu cevabı buluyor; bir kısmı da bulamıyor. Önemli değil. Sonra ben anlatıyorum. Sorular da kolay değil; değme bir hocaya versen yapamayabilir, yapamıyorlar da zaten çoğu zaman. Ben yaptığım zaman ‘Tabi tabi’ diyorlar çünkü benim gibi yapamıyorlar ama ona benzer şeyler yapmışlar ya da hissetmişler. ‘Çok güzeldi’ diyorlar. ‘Ne hoşunuza gitti?’ diyorum, ‘Ders’ diyorlar. ‘Ben ders vermedim ki, siz düşündünüz’ diyorum. Düşünmek, emek vermek, uzun süre soruyla boğuşmak o kadar hoşlarına gidiyor ki, hiç yapmadıkları bir şey.”

Matematik kitabı yazdığını ancak ‘herkese yazmaya çalıştığı’ için yazamadığını aktaran Nesin şöyle devam etti: “Kitabı yazıyorum sonra köyden telefon geliyor, ‘Hocam fen lisesinden öğrenciler geldi’ diyorlar. Ders vermeye gidiyorum. ‘Bunlar benim yazdığım kitabı okuyup anlayamazlar’ diyorum. Kitabı basitleştirmeye çalışıyorum. Sonra bir telefon daha geliyor, ‘Hocam bir fen lisesi daha geldi’ diyorlar. ‘Bunlar da canavar gibi, bunlara da kolay gelir’ diyorum. Olmaz, bütün bir ülkeye tek bir kitap yazılmaz. Üç kitabım çıktı, dördüncüsünün üzerinde çalışıyorum. Bütün ülkeye yazmaktan vazgeçtim.”

Ali Nesin “MEB o kitapları belli başlı fen liselerinde mi öğretecek?” yönündeki soruyu, “Sunmadım bile. Nabi Avcı benden rica etmişti. O bakanlıktan ayrıldıktan sonra sunmadım. Kabul edilmezdi; kabul edilseydi yine de kötülük yapmış olacaktım. Herkese kitap yazılmaz” diye yanıtladı.

Matematik Köyü’nü kurarken TÜBİTAK’tan talep ettiği 40 bin liralık desteği alamadığını belirten Nesin, “Korkunç bir şey, hainlik bu. Ben onlara ne yaptım ki? Soyadım Nesin, bundan başka bir şey yapmadım ben onlara” dedi.

Nesin,  “Devlete kırgın mısınız?” yönündeki soruya şöyle yanıt verdi: “Kırgın değilim kızgınım. Buna hakları yok. Ben bu ülkenin düşmanı değilim. Farklı düşünebilirim, farklı inançlara sahip olabilirim ve yaşam biçimim farklı olabilir; ama ben kimsenin düşmanı değilim. Ben bu ülkeye bir şey yapmak için geldim. Ne arabam ne evim var. Hiçbir şeyim yok. Bir tek kitaplarım var, onları da köye bağışladım. Hiçbir şeyim kalmadı, çocuklarım var o kadar. Daha kötüsünü söyleyeyim; Nesin Vakfı’nın önünde vızır vızır işleyen bir yol ve viraj var. ‘Dikkat! Çocuk’ tabelası koydurmam 15 yılımı aldı. 15 yıl boyunca reddettiler. Ve 15 yılın sonunda birinin torpiliyle aldık.”

24 Haziran seçimlerini de değerlendiren Nesin şunları söyledi:, “Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanabileceğini gördüm, Facebook’ta yalan söyledim. Daha önceki seçimlerde de gördüm. Yalan söylemedim aslında; inanamadım. Hesap kitap yaptım. Yüzde 49, yüzde 50 çıkıyordu. Yüzde 52’yi bulamadım. Gördüm ve hatta İnce’yi Facebook sayfamdan uyardım. ‘Birisi söylesin, yanlış siyaset güdüp, yanlış propaganda yapıyor’ dedim.”

Nesin CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin ‘apolet’ve ‘diploma’ söylemlerini de eleştirdi: “Türkiye’de diploması olmayan milyonlar var. AKP’nin ve Recep Tayyip Erdoğan’ın yüzde 50’ye yakın belli bir oyu var. Ondan oy çalmaya çalışmadıkça bir yere gelemezsin ki. Ortak aday çıkarmadınız; ama AKP’den oy çalmak lazım değil mi?” 

Jurnalci.com

ilgili haberler