CHP’de seçim heyecanı… ‘Adalet ve cesaret’ temalı 36’ncı Olağan Kurultay

CHP’nin 36’ncı Olağa Kurultayı Ankara Spor Salonu’nda gerçekleştiriliyor. Kurultayın yapıldığı salona ilk gelen genel başkan adayı Muharrem İnce oldu. İnce eşi ile birlikte kürsüye çıkarak partilileri selamladı.CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da İnce’den yaklaşık 20 dakika sonra salona girdi. Kılıçdaroğlu eşi Selvi Kılıçdaroğlu ile birlikte partilileri selamladı. Kurultayın başkanlık divanına Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen seçildi.

Ankara Spor Salonu’nda saat 10.00’da başlayan CHP’nin ‘Adalet ve cesaret’ konulu 36’ncı Olağan Kurultayı için partililer sabahın erken saatlerinde salonu doldurdu. Yaklaşık 600 polisin görev aldığı kurultay alanında özel güvenlik görevlileri ve partililer de güvenlik amacıyla görev aldı. Spor salonuna çıkan yollar araç trafiğine kapatılırken, salonun çevresinde eğitimli köpeklerle bomba araması yapıldı. Partililere Türk Bayrağı ve parti flamaları dağıtıldı. Salonda, ‘Biz adaletli bir Türkiye istiyoruz’, ‘Barışı birlikte inşa edeceğiz’, ‘Biz biriz, biz bütünüz, biz vatanseveriz’, ‘Yine yeniden cumhuriyet’, ‘Tutuklu gazetecilere özgürlük’, ‘Hak, hukuk, adalet için CHP’ afişleri yer aldı. Tutuklu CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun fotoğrafının yanında yer alan ‘Bir gün mutlaka buluşacağız özgürlükte’ afişi de dikkat çekti. Salonda Mustafa Kemal Atatürk ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafları asıldı.


  • Salona ilk gelen genel başkan adayı Muharrem İnce oldu. İnce eşi ile birlikte kürsüye çıkarak partilileri selamladı.

  • Yaklaşık 20 dakika sonra, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu salona girdi. Kılıçdaroğlu eşi Selvi Kılıçdaroğlu ile birlikte partilileri selamladı. Kemal Kılıçdaroğlu, adalet yürüyüşünün slogan şarkısıyla salona girdi. Eşiyle birlikte salonu selamlayan Kılıçdaroğlu, CHP’lilere kırmızı karanfil attı.

  • CHP’nin 36. Olağan Kurultayı, yurtdışında tedavi görmekte olan, CHP’nin bir önceki Genel Başkanı Deniz Baykal’a şifa dilekleri ile başladı.

  • Kurultayın ilk dakikalarında, genel başkan adayları yerlerini aldıktan hemen sonra ise, Adalet Yürüyüşünü anlatan “adalet filmi” izlendi. Filmde Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı konuşmalardan alıntılar ve Adalet Yürüyüşü ile İstanbul Maltepe’de yapılan adalet mitinginden görüntüler paylaşıldı. Kılıçdaroğlu kendi sesinden Adalet yürüyüşünün neden yapıldığını anlattı. “Adaleti korumak, benim kadar sizin de göreviniz” mesajı verdi.

  • CHP’nin mevcut genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Genel Başkan adaylığı için CHP tüzüğünün öngördüğü en az 126 imzayı garanti altına almış durumdalar. Ancak diğer iki aday adayı, Ümit Kocasakal ve Ömer Faruk Eminağaoğlu, delegelerden şu ana kadar yeterli imzayı toplayamadılar.

  • Kürsüye ilk olarak CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu geldi. Kılıçdaroğlu mevcut genel başkan sıfatıyla kongrenin açış konuşmasını yaptı.

  • Kurultayın başkanlık divanına Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen seçildi.

  • Kurultayın başkanlık divanına Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen seçildi. Divan Başkanı seçilen Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, CHP’nin “müdafa-i Hukuk hareketi ile başladığını” söyledi. CHP’nin Türkiye siyasi tarihinde iktidarda ya da muhalefette olduğunda sürekli demokrasi için çalıştığına vurgu yapan Büyükerşen, “Demokrasimiz, süreklilik gösteren OHAL uygulamaları nedeniyle askıya alınmış, Anayasa’ya aykırı uygulamalar ile devlet çarkının işleyişi ve hukuk sistemimiz tartışmalı hale gelmiş, her konuda hak, hukuk ve adalet mumla aranır olmuştur” dedi.

    Türkiye’nin bu dönemde “Osmanlı’nın meşrutiyet döneminde bile olmayan” tek adam rejimini oturtma hevesinde olan iktidara yüklenen Büyükerşen, “Aziz Atatürk’ün dediği gibi ‘cumhuriyeti kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir’. Ve işte bizler o milletiz. Yoksa bazılarının tanımlamaya çalıştığı gibi milletimizi cemaat, ümmet, tarikat ve etnik kökenler gibi sıfatlarla sınıflandırmaya kalkmak, gerçekte millet bütünlüğünü bozan ve devleti çöküşe götürecek olan bir bölücülüktür” dedi.

  • Kılıçdaroğlu yeniden kürsüye geldi

  • Konuşmasında dış politikadaki gelişmelere de değinen CHP lideri “Hükümete açık çağrı yapıyorum; Suriye hükümeti ile derhal temasa geçiniz” dedi.

  • Kılıçdaroğlu: “Adına ister Kürt sorunu ister başka bir şey deyin. Bu sorunu çözecek tek parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir.”

  • Kılıçdaroğlu: “Lozan’ı tartışmaya açanlara soruyorum: Sen Sevr’i mi özledin? Lozan milli kurtuluşun onur senedidir. Dış politikamız milli olmak zorundadır. Türkiye’nin çıkarlarına uygun inşa edilmelidir.”

  • Kılıçdaroğlu: ”CHP entellerin partisi diyorlar. Senin dünyadan haberin yokken taşeron sorununu bu ülkenin gündemine hangi parti soktu?”

  • Beş temel sorun olarak terör, adalet, milli eğitim, dış politika ve demokrasiyi sayan Kılıçdaroğlu, parti teşkilatının bu alanlara odaklanması çağrısı yaptı ve konuşmasını tamamlayarak kürsüden indi.

  • İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke ve İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner’in başını çektiği bir grup, tüzük değişikliği için Kurultay’da divana dilekçe verdi. Divan Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Kılıçdaroğlu’nun açış konuşmasından sonra gündemi okudu. Büyükerşen CHP Tüzüğü’nün 54’üncü maddesini anımsatarak, “Kurultay gündemi ilan edildikten sonra 15 gün içinde bir değişiklik önergesi gelmediğini” vurguladı. Ve gündemi mevcut haliyle oya sundu. Böylelikle, İlhan Cihaner, Selin Sayek Böke ve arkadaşlarınca yeterli imzayla Divan’a sunulan üç maddelik tüzük değişikliği önergesi işleme alınmadı. Bu arada PM ve YDK üyelerinin seçiminin çarşaf liste esasına göre yapılması da kesinleşti.

  • Muharrem İnce, 165 delegeden imza toplayarak adaylığını kesinleştirdi.

  • Divan Başkanı Büyükerşen adaylara topladıkları imzaları getirmesi için yarım saat süre verdi. Kılıçdaroğlu salondan ayrıldı.

  • CHP’nin 36. Olağan Kurultayı’nda genel başkan adayları resmileşti: Kemal Kılıçdaroğlu ve Muharrem İnce. Daha önce aday olacaklarını açıklayan Ümit Kocasakal ve Ömer Faruk Eminağaoğlu ise delegelerin en az yüzde 10’undan imza toplayamadıkları için resmen aday olamadılar.

  • CHP Genel Başkan adayı Muharrem İnce, konuşmasını yapmak üzere kürsüye geldi. İnce özetle şunları söyledi: “Bu kurultay Türkiye için, partimiz için ve benim için çok önemli. Devrimlerin, zaferlerin, kuruluşun partisiyiz. Bu mücadelede boyun eğmeyenlere selam olsun. İki ayrı yol, iki ayrı ihtimal var. Ya kazanacağız, ya kaybedeceğiz… CHP’nin çok değerli gönüldaşları, geleceğimiz elimizden alınıyor, cumhuriyetimiz yıkılıyor, umutlarımızı söndürmek istiyorlar, yaşama sevincimizi yok etmek istiyorlar. Karşımızdaki bir siyasi parti değil, ülkeyi yağmalamak için bir araya gelmiş bir yapı. Cumhuriyeti kuran parti, cumhuriyeti kurtaracaktır… CHP’de de tuzu kurular var. Bakırköy, Beşiktaş, Kadıköy (belediyeler) onları aldı mı yetiyor. Erzurum, Şanlıurfa onu ilgilendirmiyor. Sığınmışlar 3, 5 belediyeye. Onların oldu mu yetiyor. Ben memnun değilim. Onun için itaat etmiyorum. Bu partide bir itaat edenler, bir de memnun olmayıp itiraz edenler var. Ben itiraz ediyorum.”

  • Muharrem İnce konuşmasını sürdürüyor, CHP yönetiminin ardından şimdi de AK Parti hükümetini eleştiriyor: “Mevcut konumlarını korumak için yapamayacakları şey, söyleyemeyecekleri yalan yok. AKP’nin sloganı ya iktidar ya ölüm.”

  • Muharrem İnce’nin mükerrer imzalar nedeniyle seçimde yarışamayacağı iddialarını yorumlayan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin şunları söyledi: “Aşılmayacak bir sorun değil. Çoklu adaylarda zaman zaman bilerek ya da bilmeyerek imza verilebiliyor. Bu isimlere hangi ismi seçtiği sorulacak. Sayın Genel Başkan’ı da tanıyorum. Büyük ihtimalle sorun çözülecek.”

  • Delegelerin tek tek divana çağrılıp imzalarının sorulmasının ardından kriz çözüldü. Divan Kurulu’nun açıklamasıyla İnce’nin adaylığı resmileşti. CHP’li milletvekillerinin aktarımına göre Kılıçdaroğlu İnce’nin adaylığı önündeki sorunun çözülmesi için bizzat devreye girdi. Kılıçdaroğlu mükerrer imzalar nedeniyle İnce’nin imza sayısının yetersiz kalması halinde kendi destekçilerinin İnce için imza vermesini istedi. İnce ise “Benim kimsenin imzasına ihtiyacım yok. Ben lütuf istemiyorum. Örgütümün temsilcilerinin imzasını istiyorum” dedi.

  • Kurultay söz alan delegelerin konuşmalarıyla sürüyor.


Kurultayın açılış konuşmasını yapan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

“İki değerli yoldaşımız aramızda yok. Biri Deniz Baykal, inşallah kısa sürede aramıza katılacak. Ve aramızda olmayan milletvekilimiz Enis Berberoğlu. Enis Berberoğlu, hakkın, hukukun ve adaletin olmadığı ülkede hiçbir somut gerekçe gösterilmeden içeride tutulmaktadır. Bütün yol arkadaşlarımın selamını gönderiyorum. Enis Berberoğlu’nun tutuklanma gerekçesi hiçbir belgeye dayanmayan belgeyle içeride. Onu tutuklayanlar şu an içeride. Terör örgütlerinin bildiği nasıl devlet sırrı olur. İstediğiniz kadar baskı kurun. Biz bildiğimiz yoldan asla dönmeyeceğiz. Çünkü biz, Kuvayı Milliyeciyiz.

Elimde bir dilekçe var. Başkanlık divanının oluşturulması için yeterli imza var. Olağan kurultayda başkanlık divanına Sayın Büyükerşen öneriliyor. Sayın Yılmaz Büyükerşen’i kurultayımızı yönetmek üzere görevlendirilmesini oylarınıza sunuyorum… Oy birliği ile kabul edilmiştir.”

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu açılış konuşmasının ardından ikinci kez kürsüye geldi.

Kılıçdaroğlu konuşmasında şunları söyledi:

‘Ne ezen, ne ezilen diyenlerin kurultayıdır’

“Türkiye tarihinin en zor koşulları içinde ve bir beka sorunu ile karşı karşıya olduğu ifade ediliyor. Cumhuriyet tarihimizin en zor süreçlerinden birini yaşıyoruz. Bu kurultay Türkiye’yi yaşanan sorunlardan çekip çıkarma kurultayıdır. Bu kurultay, Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırma kurultayıdır. Bu kurultay Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Dolmabahçe’den bakıp ‘Geldikleri gibi gidecekler’ dedikleri kurultaydır. Bu kurultay huzur isteyenlerin kurultayıdır. Sivas Kongresi’nin ruhunu taşıyanların kurultayıdır. Adalet için cesaretle yola çıkanları kurultayıdır. Bu kurultay Kuvayı Milliyecilerin kurultayıdır. Firavun karşısında Musa olanların kurultayıdır. Zulmün karşısında dilsiz şeytan olmayanların kurultayıdır. Bu kurultay bereketli kurultayda yoksulluğu tarihe gömeceğiz diyenlerin kurultayıdır. Toplumun her kesimine umut taşımayı öngörenlerin kurultayıdır. Bu kurultay yurtta barış dünyada barış diyenlerin kurultayıdır. Ne ezen ne ezilen diyenlerin kurultayıdır.

‘Bu kurultayda Man Adaları’nda şirket kuranların yoktur’

Bu kurultay tanımında terör örgütü tarafından aldatılanlar yoktur. Bu kurultay salonunda terör örgütleri ile pazarlık kuranlar yoktur. Bu kurultay salonunda terör örgütleri ile aynı menzile yürüyenler yoktur. Devletin haremini yani namusunu terör örgütüne teslim edenler yoktur. Bu kurultay salonunda terör örgütlerine “Ne istediniz de vermedik” diyenler yoktur. Vatan toprağını terör örgütlerine teslim edip Süleyman Şah Türbesi’ni kaçıranlar yoktur. Kendi vatanında vergi ödememek için Man Adaları’nda şirket kuranlar yoktur. Bu kurultay salonunda namussuzlar kadar cesur olmaya ant içmiş namuslular vardır. Bu nedenle kurultayın adı ‘Adalet ve cesaret’tir. Adaleti ve cesareti bir arada götüreceğiz. Ülkemizin genel durumu şöyle. Bugün beş temel sorunla karşı karşıyayız. Karamsar bir tablo var. Bu tablo kaygıları derinleştiriyor. Oysa 2002’de iktidar olduklarında Türkiye’nin bir temel sorunu vardı. Bu bazen Kürt sorunu, bazen toplumsal barış, bazen Güneydoğu sorunu olarak dillendirildi. Demokrasi, ekonomi, eğitim ve dış politika sorunları eklendi. Sorunlar giderek derinleşmektedir. Biz CHP solarak sadece sorunları dile getiren değil her sorunun üzerine kararlılıkla yürüyen bir partiyiz…”

‘Senin ordun değil, Mustafa Kemal’in ordusudur’

“Afrin’de mücadele eden Mustafa Kemal’in Mehmetçiklerine buradan selam gönderiyoruz. Biz de Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda milli duruşumuzu açık ve net dile getirdik. Ama birileri Afrin operasyonunu partisinin bir kararıymış gibi topluma sunmaya çalışıyor. Ordu Mustafa Kemal’in ordusudur, senin ordun değildir. Mücadele Türkiye içindir, senin için değildir.”

‘Eğitim, bir siyasi partiye militan yetiştirmek için verilmez’

”Üçüncü temel sorunumuz eğitim… Eğitim de milli olmak zorundadır. Eğitim bir siyasal partiye militan yetiştirelim diye verilmez. Eğitim çocuklarımızın çağdaş uygarlığı yakalaması ve onu aşması için verilir. Eğitim ülkemizin geleceği için verilir. Her gelen bakana göre eğitim sistemimiz değişti.

Bu ülkenin eğitim politikası yok. Kendi çocuklarını eğitimde denek olarak kullanan tek ülkeyiz. Ailelerin yüzde 80’i çocuklarını yurtdışında okutmak istiyor. Bu da Türkiye’nin eğitimde iflas noktasına geldiğini gösteren en temel veridir.

Peki biz ne yapacağız. Bütün öğretmenleri toplumun en saygın kişileri haline getireceğiz. Öğretmenler için kanun çıkaracağız. Onlar gelecek kaygısı taşımayacak. En düşük öğretmen aylığı açlık sınırının üzerinde olacak. Şu andaki açlık sınırı 5 bin liranın üzerinde. Ayrıca öğretmenlere birer maaş ikramiye vereceğiz. Taşımalı eğitime son vereceğiz.”

‘Devleti yönetenler faiz lobisine hizmet ediyorlar’

”Devleti yönetenler faiz lobisine hizmet ediyorlar. Üretime değil tefeciye hizmet eden bir anlayıştan geliyorlar. Faiz lobisine hizmet ederseniz ne olur? İşsizlik olur. Türkiye bugün ciddi bir işsizlik sorunuyla karşı karşıya. Kendi sorunlarını anlatmak için kendilerini yakmak zorunda kalıyorlar.”

‘Bu çarkı değiştireceğiz’

”Efendim, CHP vatandaşın sorunuyla ilgilenmiyor… Taşeron sorununu bu ülkenin gündemine hangi parti getirdi? Asgari ücret net 1500 lira olacak dedik. Bizim bütün belediyeler uyguladı. Hükümet para mı bulamayacak. Para var kimin için, tefeciler için, rantiyerler için. Bu çarkı değiştireceğiz. Yeniden herkesin işi herkesin aşı olacak. Orman köylüleri en yoksul kesimdir. Bunların her birisini hükümet işveren olarak kabul ediyor. Orman köylüsünün sorununa sahip çıkan yine biziz. Çiftçinin, kamyon şoförünün derdini dile getiren biziz. Kimin derdi varsa bize gelecek.”

‘Bir tarih yazacağız’

”Bugün kaygılar var, kimse kaygılanmasın. Adaleti ve cesareti savunacağız. Allah’ın izniyle önümüzdeki seçimde Ankara, İstanbul, Bursa, Manisa, Antalya, Balıkesir, Mersin, Adana’yı alacağız. Bir tarih yazacağız. Yerelden başlayarak gücümüzü iktidara taşıyacağız.

Size namus sözü, yoksulluğu bir yıl içinde bitireceğiz. Asgari ücreti tamamen vergi dışına çıkaracağız. Asgari ücretliden vergi almayacağız. Çiftçinin milli gelirden hak ettiği yüzde 1 hakkı vereceğiz.”

‘Darbeci ve demokrasi düşmanlarına direndik’

”Hesap sorun baskıcı değil hesabını veren devlet olsun diye demokrasiyi savunuyoruz. 15 Temmuz darbe girişimiyle Türkiye farklı bir sürecin içine devrildi. Hepimiz hain 15 Temmuz darbe girişimine karşı ortak mücadele ettik. Darbeciler ve demokrasi düşmanlarına karşı direndik. 15 Temmuz’dan söz etmemin temel sebebi halkın direnme hakkını kullanmasıdır.”

‘Önce parti devletine, şimdi hanedan devletine dönüştü’

20 Temmuz’da bir sivil darbeyle karşı karşıya kalındı. OHAL ilan edildi. 1 milyonu aşkın mağdur aile yaratıldı. FETÖ ile mücadele adı altında ne kadar muhalif kişiler varsa üzerine baskıyla gidildi. Buradan haksız yere tutuklanan bütün gazetecilere selam olsun. Milletvekilleri tutuklandı. Grev hakkı yasaklandı. Binlerce kişi kamudan atıldı. Anayasa Mahkemesi kararları uygulanamaz hale geldi. Önce parti devletine, şimdi hanedan devletine dönüştü. Bu düzeni yıkmak bizim boynumuzun borcudur.

‘Adaletin çürümüşlüğünü bütün dünyaya gösterdik’

FETÖ’nün siyasi ayağını çıkarmamak için her türlü numarayı çektiler. Yedikleri içtikleri ayrı gitmiyordu. 15 Temmuz gecesi boğazı kesilerek ya da linç edilerek askerlerin hakkını savunmak bizim namus borcumuzdur. OHAL’e onurumuzla karşı durduk. Referandumu biz kazandık ama mühürsüz bir seçim yasal seçim haline getirildi. Yürüyemez Kılıçdaroğlu dediler. Biz adalet yürüşümüzü başlattık, adaletin çürümüşlüğünü bütün dünyaya gösterdik.

‘Bizden korkuyorlar’

”Bizden çekiniyorlar, korkuyorlar. Çünkü bütün baskılara direniyoruz. Çünkü açıkça onlara ve onların feriştahlarına meydan okuyoruz. Bu kurultayda binler bir aradayız. Kurultaydan sonra hepiniz Anadolu’ya dağılacaksınız. Sizlere çok büyük görevler düşüyor. Her birinize tek tek görev vereceğim. Birinci göreviniz bu ülkenin huzura ihtiyacı var. Huzuru her yerde savunacaksınız. İki, bu ülkenin adalete ihtiyacı var. Adaleti her yerde savunacaksınız. Üç, bu ülkenin demokrasiye ihtiyacı var. Dört, bu ülkenin darbe hukukundan arınmış toplumsal uzlaşmaya dayalı yeni bir anayasaya ihtiyacı var. Beş, kimseyi ötekileştirmeden huzuru, adaleti, demokrasiyi ve yeni bir anayasa ihtiyacını her yerde seslendireceksiniz. Altı, ben değil biz ne olacağız diyenlerle mazlumun ve mağdurun yanında olacağız.”

‘Şimdi onların duvarlarını yıkma zamanı’

”Bu kurultayda binler bir aradayız. Milyonlar bizi ekranlardan izliyor. Kurultaydan sonra bize ne görev düşüyor diye soracaksınız. Şimdi sizlere görevlerinizi hatırlatacağım.

Birinci göreviniz huzuru her yerde savunacaksınız. Kavgaya değil, huzura ihtiyacımız var. Adaleti her yerde savunacaksınız. Tarlada, otobüste… Demokrasiyi her yerde savunacaksınız. Darbe hukukundan arınmış, toplumsal uzlaşmaya dayalı yeni bir anayasaya ihtiyacımız var. Bunu her yerde savunacağız. Hiç kimseyi ötekileştirmeden huzuru, demokrasiyi, adaleti ve yeni bir anayasayı savunduğumuzu her yerde söyleyeceksiniz. Ben değil, biz de olacağız diyenlerle birlikte mazlumun yanında olacağız. Bu altı görevi yerine getirdiğimizde tek adam rejimi son bulacak, cumhurbaşkanı tarafsız olacak.

Şimdi duvarı yıkma zamanı. Şimdi bu çarkı değiştirme zamanı. Şimdi cebini dolduranlardan kurtulma zamanı. Türkiye’nin başına terör örgütlerini bela edenlerden kurtulma zamanı. Şimdi adalet, demokrasi zamanı, düşünme zamanı. Sokakta caddede selamlaşma zamanı. Onların ördükleri duvarları yıkma zamanı. Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçe olma zamanı. Tek adam rejimine karşı çıkma zamanı. Şimdi bayrağı ve Türkiye’ye sahip çıkma zamanı. Kahraman orduya ve Mehmetçiğe karşı çıkma zamanı. Şimdi kucaklaşma beraber olma zamanı. Şimdi kadın erkek eşitliğini sağlama zamanı. Şimdi hak hukuk ve adalet zamanı.”

Konuşmak üzere kürsüye “vur vur inlesin, genel merkez dinlesin” sloganıyla çıkan İnce’nin heyecanlı, yüksek sesli konuşması sırasında, özellikle İnce taraflarının yer aldığı soldaki tribünden coşkulu alkışlar geldi. 

‘CHP’de tuzu kurular var’

Genel Başkan adayı sıfatıyla konuşan Muharrem İnce “İki ayrı yol iki ayrı ihtimal var. Ya kazanacağız, ya kaybedeceğiz…” diyen İnce CHP yönetimini de çok sert sözlerle eleştirdi. İnce “CHP’nin çok değerli gönüldaşları, geleceğimiz elimizden alınıyor, cumhuriyetimiz yıkılıyor, umutlarımızı söndürmek istiyorlar, yaşama sevincimizi yok etmek istiyorlar. Karşımızdaki bir siyasi parti değil, ülkeyi yağmalamak için bir araya gelmiş bir yapı. Cumhuriyeti kuran parti, cumhuriyeti kurtaracaktır… CHP’de de tuzu kurular var. Bakırköy, Beşiktaş, Kadıköy (belediyeler) onları aldı mı yetiyor. Erzurum, Şanlıurfa onu ilgilendirmiyor. Sığınmışlar 3, 5 belediyeye. Onların oldu mu yetiyor. Ben memnun değilim. Onun için itaat etmiyorum. Bu partide bir itaat edenler bir de memnun olmayıp itiraz edenler var. Ben itiraz ediyorum.” dedi.

‘Tarih cahili’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ÖSO’yu Kuvayı Milliye’ye benzetmesine de değinen İnce “Umut olmak için buradayım. Büyük değişim için buradayım. Dış politikada topyekün bozgun dönemi yaşıyoruz. Devletten devlete politika yapardık. Şimdi partiden partiye politika yapılıyor. Türkiye’nin 70 yıllık Filistin politikası vardı. Bugün 70 yıllık Filistin politikası terk edildi. AKP Genel Merkezi’nden idare ediliyor. Pasaportumuzun Edirne’den öteye değeri yok. Ortadoğu bataklığına saplandık. Bir tarih cahili ‘ÖSO, Kuvayı Milliye’ diyor. Kuvayı Milliye askerlerinin ekmek almaya parası yoktu. Ne diyorsun sen cahil. Kuvayi Milliye’nin askerleri emperyalistlere karşı savaştı. ÖSO’nun derdi bir tane; Esad gidince onların sorunu bitiyor. Sen nasıl olur da Kuvayi Milliye ile yan yana koyarsın… Tarih cahili… ÖSO dolarla maaş oluyor. Kuvayi Milliye evine ekmek götüremiyordu.

‘Onun haddini bildirmek için adayım’

Ama ne yazık ki bir taraftan o kaçak sarayda oturan o tarih cahili konuşurken CHP’nin yöneticileri de bu tarih cahilinin haddini bildiremiyor, ona cevap veremiyor. ‘Muharrem İnce niye aday oldun’ diye soranlara cevap veriyorum. Onun haddini bildirmek için adayım. Ülkemizin kaderi bir kişinin iki dudağı arasında. Sözde dünya lideri, kafa tuttuğunu zannettiği emperyalist güçlerin ekmeğine yağ sürdüğünün farkında değil…” diye konuştu.

”AKP’lilerin sloganı ‘Ya iktidar ya ölüm”’

Muharrem İnce sözlerini şöyle sürdürdü; “Demokrasi ve özgürlük mücadelesi verenlere ne yazık ki  artık örnek değiliz. Kıtalararası birleştirici rolünden çoktan vazgeçtik. Niteliksiz göçmenlerin toplandığı bir tamponbölgeyiz. Suriye ve İran sınırlarımızda beton duvarlar yükseliyor. Bulgaristan duvarı tamamlandı. Çağdaş dünyadan fiziksel olarak kopuyoruz. Nereyi tutsak elimizi yakıyor. Kadınlarımıza kabul edilemez bir yaşam dayatılıyor. Çocuklarımıza dadanan sapık güruh cirit atıyor, devlet yöneticileri tarafından korunuyor. Her gün yurtlarda tecavüz oluyor. Türkiye’nin 2002’De 3Y sorunu vardı: Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar vardı. Türkiye bu 3Y’yi katmerlediği gibi 2Y daha ekledi. 1071’den bu yana böyle yalancı ve yüzsüz görmedi. Yanlışın ve hataların sorumlusu yok. ‘Rabbim beni affetsin’ deyip işin içinden çıkıyor. Dün dost olduklarıyla bugün düşman oluyor. Mevcut konumlarını korumak için yapamayacakları şey söyleyemeyecekleri yalan ve tevessül, etmeyecekleri bir kötülük yok. ‘Ya iktidar ya ölüm’ AKP’lilerin sloganı. Çünkü iktidardan düştüklerinde başlarına ne geleceğini biliyorlar.

Gelişmekte olan ülkeler arasında 3 puan gerileyerek Arjantin’in önünde 19. sıraya geldik. Son 14 yıla baktığımızda enflasyonun çift hanede gezdiği en yüksek günleri görüyoruz. Üniversite mezunlarımızın yüzde 33’ü işsiz, kadınlarımızda bu oran yüzde 46’da. Canlı hayvan ve löp et alıyoruz. Özgür olmayan ülkeler statüsündeyiz. Enerjide dışa bağımlılığımız yüzde 76 oldu.

‘AKP döneminde hak ve güç arasındaki bağ koparıldı’

Eğitimde dökülüyoruz. Sınavı üçe çıkarıyorlar devrim yapıyorlar; bire düşürüyorlar yine devrim yapıyorlar. Bütün velileri uyarıyorum, ‘Çocuklarınızı Milli Eğitim Bakanlığı’ndan koruyunuz’ diyorum. AKP döneminde vicdan ile din arasındaki bağ koparıldı. Yeni bir din var artık. Bir içki ile ilgili yasak var, bir başını kapatma ile ilgili yasak var. Diğer her şey serbest. İhaleye fesat karıştırmak serbest, çalmak serbest. Böyle bir din yok. ‘Elalem ne der’ diye siyaset yapılmaz. İlke ile siyaset yapılır. AKP döneminde hak ve güç arasındaki bağ koparıldı. Liyakalt ile makam arasındaki bağ koparılmıştır. Bu nedenlerle yeniden gerçeklere dayalı politikalar kurmak için, hak – güç ve adalet arasındaki bağı kurmak için, insanlarda yeniden utanma duygusunu geliştirmek için, işin ehline verilmesi için kazanmak zorundayız. Kazanmaya, yenilenmeye, değişime mecburuz.

CHP iktidarında insan ve doğa merkezli ekonomi politika uygulamalıyız… Hedefimiz insan yaşamını güçlendirmektir. Sloganımız, 70’li yıllardaki sloganımız bugün de geçerlidir. ‘Ne ezilen ne ezen, insanca hakça bir düzen’ diyeceğiz.”

‘Laiklik tehlikededir’

Türkiye özgürlük istemektedir. Hak ve özgürlüklerin güvence altına alınamadığı ülkede özgürlük olmaz. Katılımcı yönetimi ön plana alacağız. Demokrasiyi keyfi bir rejim olarak algılayanlara demokrasinin bir katılımcılık olduğunu anlatacağız. Demokrasiyi güvenlik güçleri ve yargıçlar koruyamaz, demokrasinin tek güvencesi, kurumları, kuralları işleyen, medyası özgür olan, yargısı bağımsız olan demokratik bir toplum korur ancak. Demokratik bir toplum olmak için laiklik vazgeçilmezdir. Laiklik tehlikededir ve hatta daha ileridedir. Demokratik toplum özgür bireyleri esas alır.

‘Türkiye’yi kimlik siyasetinden çıkaracağız’ 

Türkiye’yi kimlik siyasetinden çıkaracağız. CHP olarak asla kimlik siyasetine düşmeyeceğiz. Beraber olmazsak hepimizi aynı kötü son bekliyor. Ezilen, mağdur olan kim varsa onun yanında olmalıyız. Dolmabahçe’deki imam ‘Ben Müslümanı, ben yalan söylemem, camide içki içmediler’ diyor ve sürülüyorsa o imamın yanında olacağız. Malatya’da Alevilerin evine işaret konuşuyorsa ‘Aman ben şimdi karışırsam CHP’ye Alevi partisi derler’ demeden, böyle bir kompleks içinde olmadan Malatya’daki Alevi’ye sahip çıkacağız. Uludere’de çocukların üzerine bomba yağdırılıyorsa, ‘Ben şimdi Kürtlere sahip çıkmayayım’ demeyeceğiz. Gezi’nin direnen çocuklarına, otelini açtı diye bir holding patronunun ihalesi iptal ediliyorsa ‘Ben solcuyum, bana ne holding partronuna’ demeyeceğiz. Hapse atılan AKP milletvekiline kendi arkadaşlarına sahip çıkmasa bile giden tek siyasetçi benim. Yani haksızlığa uğradığında AKP milletvekiline de sahip çıkacağız.

‘Kökümüz Anadolu, yönümüz çağdaş uygarlık’

Uludere’de 12 yaşında Kürt çocuğun üzerine bombalar yağdığında o çocuğa sahip çıkacağız, ama protez bacağına haciz gelen gazimize de sahip çıkacağız. İnsana insan olduğu için değer veren bir politika izleyeceğiz. Kürt sorununu demokrasi, özgürlük, insan hakları, kardeşlik ve evrensel değerlerle çözeceğiz. Hukuk devleti ilkesini yeniden canlandırmak için aynı zamanda ekonomik kalkınmanın temellerini de atmış olacağız. Türkiye 2004 yılında gündüz vakti havai fişeklerle tanışmıştı. Bizi Almanya’ya götüreceklerdi Maho Ağa’da olduğu gibi, Ortadoğu bataklığına götürdüler. Çocuklarımızın gençlerimizin umudu vahabi çölleri değildir. Biz bu toprakların insanıyız. Kökümüz Anadolu, yönümüz çağdaş uygarlıktır. Bir ağaç gibi, bir orman gibi toprağımıza sıkı sıkıya bağlıyız ama aydınlığa doğru büyüten bir ağaç gibiyiz…”

‘Hedefimiz yüzde 50+1’

“Sürekli kandırılan bir iktidar var. Sürekli kandırılan iktidarın yanında da sürekli kaybeden bir muhalefet var. Muhalefetin birini hapse attı, öbürünü yanına çekti. CHP’den de memnunlar. ‘Böyle kalsın’ diyorlar. Böyle kalmayacak, hedefimiz yüzde 50+1. Cumhurbaşkanlığı hedefimiz. Ben bugün neden karşınızda adayım biliyor musunuz? Sandık görevlileri sizleri seçim akşamları ağlatmamak için adayım. İlçe başkanları, partimin evlatları, il başkanlarım; size kaymakamların, valilerin karşısında düğme ilikletmemek için adayım. Sizi ezdirmemek için adayım.”

‘İki seçimde partiyi birinci yapamayan istifa etsin’

“Ben 1999’da CHP baraja takıldığında sabaha kadar ağlayan il başkanıyım. Ve Türkiye’nin en genç il başkanıyım o zaman. Yalova’nın ikinci belediye seçimlerinde 48 saat nasıl beklediysem, partinin başında da öyle bekleyeceğim sabaha kadar. Yüzde 26’ya razı değilim. Konak, Karşıyaka, Beşiktaş, Bakırköy yetmez. Kastamonu bizim olacak. Nevşehir, Urfa bizim olacak. Konya’dan bir milleltvekiline razı değilim. Bunu devrimciliğimizle başaracağız. Bu akşam beni genel başkan seçerseniz, seçeceğinize inanıyorum, 45 gün içinde olağanüstü tüzük kurultayını toplayacağız. Bu imza rezaletine son vereceğiz. Utanıyorum bu imza rezaletinden. İki; toplu imza törenleri olmayacak. Kurultay öncesinde, benim genel başkanlığımda il başkanlarına genel başkanlara destek açıklaması yasak olacak. Özgüveni yüksek bir genel başkan olarak; il başkanları kale komutanıdır, niye zorla imza alırsın. Benim dönemimde yasak olacak.”Genel başkan seçilirsem 45 gün sonra tüzüğü değiştireceğim. İki seçimde partiyi birinci yapamayan Genel Başkan istifa etsin. Tüzüğe yazacağız. İstifa edecek ve kurultayda aday olmayacak. Tüzükte genelbaşkanını nasıl geldiği belli nasıl gideceği belli değil. Emin olun yarın ben de öyle olurum. Tüzüğe yazın bunu korkmayın.”

‘8 kere denedin olmadı’

“Dünya siyaset tarihine bakmadan, Türkiye’nin son 60-70 yılına bakmadan bugünkü kurultayı değerlendiremeyiz. Adnan Menderes ilk seçiminde başbakan. Demirel ilk seçiminde başbakan olur. Ecevit ilk seçimine girer birinci parti olur. Yıl 1983; Özal ilk seçiminde başbakan olur. 2002 Erdoğan ilk seçiminde başbakan olur. Çipras, Macron ilk seçiminde başkan oldu. İlk seçimde ya yaptı ya yaptı, bir daha olmuyor, olmayacak. Aynı şeyleri yapıp başka bir sonuç bekleme. 8 kere denedin olmadı.”

‘Ben kimsenin lütfunu istemiyorum’

Kongredeki konuşması sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan ve “49 mükerer imza” tartışmalarına değinen Muharrem İnce “Bunlar Ali Cengiz oyunları. Ben kimsenin lütfunu istemiyorum. Örgütümün imzasını istiyorum” dedi.

‘700 civarı oyla genel başkan olacağım’

İnce sözlerini şöyle sürdürdü “Bana imza verenler gönüllü imza verenler. Baskıyla imza atanlar varsa bu genel merkezin baskısıyla imza verenlendir. Benim seçimi alacağımı görüp algı operasyonu yapmak istiyorlar. 700 civarında oyla genel başkan olacağım. Buna inanıyorum, salonda inanıyor. Yarın seçilemeyecekler” diye konuştu.


Ne dediler?

‘Kurultayı bir eksikle yapıyoruz’

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, hapisteki CHP’li vekil Enis Berberoğlu’nun eksikliğine vurgu yaparak, “Bugün kurultayı bir eksikle yapıyoruz” dedi.

Berberoğlu’nun “tutsak olduğunu” vurgulayan Tekin, şöyle dedi; “Bugün partimizin en önemli kurultaylarından bir tanesi ama ne yazık ki bir eksikle başlıyoruz.Bir arkadaşımız tutsak.En kısa süre içinde Enis Berberoğlu’nun fotoğraflarının değil, bedeninin olduğu bir CHP istiyoruz. Arkadaşımızın derhal serbest bırakılması lazım.”

‘Binlerce kişi dışarıda kaldı’

CHP Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl, CHP kurultayının yapıldığı, Ankara’daki en büyük spor salonunun kapasitesinden şikayetçi. Bingöl, CHP’lilerin salona sığmadığını, binlerce kişinin dışarıda kaldığını söyledi.

Tekin Bingöl, yaptığı açıklamada, “Salon tamamen doldu. Dışarıda çok ciddi bir kalabalık var. Ne yazık ki salon yetmediği için içeriye giremediler, kurultayı dışarıda kurulu dev ekrandan izleyecekler. Keşke daha büyük bir salon olsaydı. Buradan ilgili bakanlar, Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne sesleniyorum; Ankara gibi bir metropole daha büyük salon gerekiyor” dedi.

‘CHP’den tarihi mesaj bekleniyor’

CHP’li Umut Oran, CHP’nin bugün yapılan 36. Olağan kurultayı ile Türkiye’ye “iktidar alternatifi olduğu” mesajını vermesi gerektiğini söyledi. Oran Sözcü’ye yaptığı açıklamada, “Önümüzdeki 2019’a kadarki üç seçim için bütün Türkiye, CHP’den tarihi bir mesaj bekliyor. Bu mesajın, aslında büyük bir değişimi içermesi gerekir. Değişim sadece kişilerin değişmesi değil, bu kurultaydan iktidar alternatifi bir CHP mesajı çıkması lazım.

Kim kazanırsa kazansın, Türkiye’ye güven, umut ve iktidar alternatifi vermesi gerekiyor” dedi.

‘Kurultay sloganı bile CHP’nin özgüvenini gösteriyor’

CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, kurultay sloganındaki bu iki kelimenin bile, CHP’nin ‘özgüvenini ve komplekssizliğini gösterdiğini’ vurguladı.

Özel, yaptığı açıklamada, “adalet” kelimesinin Adalet Yürüyüşü sonrasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile özdeşleştiğine dikkat çekti. “Cesaret” kelimesinin ise, kurultayın bir diğer kritik Genel Başkan Adayı, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin sloganında bulunduğu kaydeden Özel, “Sadece kurultay sloganı bile, CHP’nin özgüvenini gösteriyor. Komplekssizliğini gösteriyor. Parti içi demokrasiyi ortaya koyuyor” dedi.


Kılıçdaroğlu ile 8 yıl geçti

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin genel başkanlık koltuğuna 2010’da, dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın istifasının ardından gerçekleştirilen 33. Olağan Kurultay’da seçilmişti.

Bu tarihten itibaren, 18-19 Aralık 2010, 26 Şubat 2012, 27 Şubat 2012 ve 5-6 Eylül 2014’te olağanüstü, 17-18 Temmuz 2012 ve 16-17 Ocak 2016’da olağan kurultaylar gören Kılıçdaroğlu, şimdi 36. Olağan Kurultay’a hazırlanıyor.

Bir sürpriz yaşanmazsa seçilmesine kesin gözüyle bakılan Kılıçdaroğlu’nun hem PM’de hem de MYK’da önemli oranda değişikliğe gitmesi bekleniyor.

CANLI TAKİP

Jurnalci.com

ilgili haberler