Yazarlar

Corona Günlükleri-68 Canlı bomba

Paylaş:

Uzun zaman önce bu korkunç tanımla tanıştık; “Canlı bomba!” Bir insanın hangi duygu ve inançla kendi canına kıyabileceği, üstelik bunu yaparken de hiç tanımadığı, kadın-erkek, çoluk-çocuk birçok insanın ölmesine ya da yaralanmasına, insanların acıya boğulmasına neden olabilmesine kimsenin aklı ermiyordu…Bu insanlık dışı eyleme hiç alışamadık ve hep lanetle kınadık.

Dünya ülkeleri bu korkunç kavram ve sonuçlarıyla bizim gibi yüzleşirken, tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de Covit-19 hastalığıyla tanıştı! Gerçi pandemiler ilk kez olmuyordu; bilimin bu denli ileri olmadığı dönemlerde “Tanrıdan gelen bir lanet” ya da “Bir cadının varlığı sonucu” ortaya çıktığı kabul edilerek kitleler çaresizliğe inandırılıyordu. Bilim ilerledikçe virüsleri de, onların neden olduğu hastalık ve salgınları da daha iyi anlamaya ve önlemlerini de almaya başladı. Bu durum doğaya karşı bir savaşımdı. Zararlı etkenler kendilerine karşı konulmasına, onlara yaşam hakkı tanınmamasına karşı kendi önlemlerini de geliştirdi. Örneğin bazı böcek türleri en ağır böcek öldürücü ilaçlara bile dayanıklı hale gelmeyi ve etkilenmemeyi başarabildiler. Kullandığımız bazı ilaçların dozları gittikçe yetersiz hale gelebildi.

Doğa şaka kaldırmayan bir güç; biz insanoğlunun yaşama azmi ve bilimsel gelişmeye uygunluğu, ona ancak sürekli, daha çok öğrenme ile birlikte yaşamak zorunda kaldığı canlı ve cansız olaylara direnebilme, korunabilme ve onları yok edebilme yeteneği sağladı. Bu nedenle bilim asla vazgeçilmeyecek ve yeri doldurulamayacak bir hazinedir. Bilim yolundan saparak herhangi başka bir yolla bu çatışmalardan korunmak ve kurtulmak olanaksızdır.

Tüm bunlara rağmen henüz gerçek demokrasi ve insan hakları kavramlarını özümseyememiş, bilim yerine inancı koymuş insanlarla da birlikte yaşamak zorundayız. En acısı; çatıştığı konularda bilimsel eğitim almış insanlarla aynı ortamda yaşamak oluyor! Örneğin bir inşaat mühendisinin çok katlı bir binanın taşıyıcı kolonlarına yeterli demir koymaması, çimentoyu yok sayması, aldığı eğitimi yok sayarak uygulaması nasıl anlaşılabilir? Ya da bir tıp doktorunun bir ilacın, aşının kullanılmasına karşı olabilmesi düşünülebilir mi? Ancak üzülerek belirteyim ki bu ve benzeri örnekler yeterli eğitim almamış, inancıyla dünyayı yönetmeye kalkan insanlarda bir yere kadar anlaşılabilir ve onların doğruyu öğrenebilmesi için yardımcı olmaya çalışılır. Ama bir doktor nasıl aşı karşıtı olabilir? O, kendi çalışmalarıyla bulduğu, laboratuvarlarda deneyleyerek zararlı mikroorganizmaları yok ettiğini öğrendiği bir konuda ürettiği aşına inanmaz, bunu kullanmayın diyebilir?

Bu durum etik bir suç olduğu gibi aynı zamanda diğer insanların sağlığına karşı da işlenmiş bir suçtur! Yani bu durum demokrasi ve insan hakları kavramlarıyla açıklanamaz; tam tersine bu iki hak nedeniyle insanlık suçudur! Trafikte kırmızı ışıkta durmamak, ters yola girmek kişisel özgürlükler sayılamaz! Çünkü kendisinden başka insanlara da zarar vereceğinden bu eylemi yapamaz!

Dün alışageldiğimiz toplumsal eylemlere hiç benzemeyen, ortada ne güvenlik gücü, ne gaz, ne cop gördüğümüz, insanların yerlerde sürüklenerek gözaltına alınmadığı bir toplu eyleme tanık olduk. Şaşırdık mı? Kendi adıma şaşırmadım; çünkü yapılan eylemin içeriği değil, kimin yaptığı önemli benim canım ülkemde… Bu eylemcilerimiz de gayet rahat şekilde, TV’lerde bir bakanın boyuna “maske-mesafe-aşı” diye bağırdığı bir dönemde tamamı aşısız olup aşıya karşı olduklarını haykırmak için maskesiz ve mesafesiz toplanmışlardı. Elbette ellerinde de bayrağımız vardı! Herhalde bayrak taşıyanlar aşıya karşı demek isteseler gerekti…

Hani “Canlı bomba” diyoruz ve lanetliyoruz ya;işte orada yüzlerce canlı bomba vardı! Bunlar aşı başta olmak üzere koruyucu önlemleri hiçe sayan kişiler olarak birer “Covit-19 canlı bombası” idiler!

Bunlara bir çift sözüm var; ölmek istiyorsanız o sizin inancınıza kalmış, gidin başkalarına zarar vermeyecek şekilde istediğiniz gibi ölün! Ama bulaşıcılığı ve öldürücülüğünü tüm dünyanın kabul ettiği bir virüsü taşıyan, onun; yani virüsün de bir arakonakçı bulmazsa öleceğini bilip sürekli mutasyonlar yapmaya uğraştığı bir dönemde insanlıktan değil, virüsten yana olmaktan vazgeçin! Evinizden çıkmamak, başkalarıyla temas etmemek kaydıyla ne halt ederseniz edin; ama insanların arasında bir canlı bomba gibi gezmeye asla hakkınız yok…

Bizi yönettiğini sananlara da bir çift sözüm olsun; gıkımız çıksa muhalif olarak canımızı burnumuzdan getirenler, tüm bunları görmüyor, duymuyor musunuz? Böyle bir toplantıya izin verirken dolaylı olarak onları desteklemiş olmadınız mı? O zaman neden bizleri aşı olmaya zorluyorsunuz? Hangi tavrınız doğru? Hastanelerde yoğun bakımlar yine bu türler yüzünden hızla dolmaya, masum insanlar yer ve yatak bulamamadan ölmeye başladılar. Bu cinayete nasıl ortak olacaksınız? Yok, eğer bu durumu onaylamıyorsanız aşı olmadan hastalanıp hastanelerde normal bir vatandaşın yerini işgal etmelerine neden göz yumuyorsunuz o zaman? Ha intihar bombacısı, ha Covit-19 bombacısı; bunların ne farkı var? Buna çözüm bulmak zorundasınız!

Bir insanın canını almak dine göre salt Allah’a özgüdür. Buna hastalık bulaştırarak ya da topluluk içinde bomba olup patlayarak neden olanların önce inançları da sorgulanmalı… Zaten insan saymadığımdan insanlıklarının sorgulanması gereksiz…

Sağlıklı günler dileğiyle.

Doğan Özdemir

Paylaş:

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu