Doğan Özdemir – Corona Günlükleri-51

Corona Günlükleri-51

Hukuk reformu

İnsanların en büyük güvencesi yaşadığı toplumda herkese nasıl davranılıyorsa kendine de öyle eşit ve adaletli davranılmasını beklemek, bu konuda korkusuzca ve sonuç alabileceğine güvendiği kurumlara başvurabilmektir. Bu kurum adaletin uygulandığı Hukuk Kurumudur.

Ülkemizi yönetenlerin en büyük çekincelerinin başında Anayasada belirtilen Yargı ve onun bağımsız, kararlarını yasalara göre veren, hiçbir mevki ve makamdan talimat almayan mahkemelerdir. Yapacakları yönetsel ve kişisel hataların hesabının sorulacağını bilen kişiler zorunlu olarak yasalara uyacaktır. Ama bu durumda gerçekten demokrasiyi, laikliği, hukukun üstünlüğünü, Parlamenter Demokratik Sistemin getirilerini yeterince özümseyememiş; ya da kendi yönetim anlayışlarında bunlara yer olmayan kişiler, önlerindeki en büyük engelin Hukuk olduğunun bilincinde olacağından ilk işleri bu sorunu halletmektir.

Yıllardan beri uluslararası kurallara tam olarak değilse bile çok yakın olan Hukuk kurumumuzun işleyişini defalarca değiştirerek kendi hukuk anlayışına evirmeye çalışanlar, bu konuda çok büyük kazanımlar elde etmişlerdir. Basında; elbette ki bu kıskaca henüz sokulamamış yandaş olmayan bağımsız basında, bunun onlarca örneğini görebileceğinizden bu tarafı kısa keselim.

Bağımsız ve kendi iç işlerinde tamamen özerk davranması gereken en üst kurum; HSYK, ilk hedef olmuş, HSK’ya çevrilmiş ve siyasetin içine adeta gömülmüştür. Çok basit ve tek örnekle yetineyim: Adı son zamanlarda sayabildiğim kadarıyla 2 yıl içinde 5 Ağır Ceza Başkanlığına “atanarak” rekor kıran bir yargıç varmış! Bu yargıç; ülkemizde en “alengirli!” konular mahkeme heyetinin önüne düştüğünde hemen o mahkemeye başkan atanır, o kimselerin veremeyeceği kararı verir, yeni bir görev beklermiş!

Şimdi hukukun siyasallaştırılmadığını, istenen kararların çıkartılmadığını söyleyebilmenin ne kadar doğru olacağını herkese soruyorum; karar sizin!

Son dakika bombası ise; iki kez üst üste seçim kazanarak İBB başkanlığı koltuğuna halkın desteği ve bileğinin gücü ile oturan; ülkemizin en büyük metropolünün başkanı olan birine soruşturma açılmış! Eh; yasa önünde herkes eşittir; bazıları daha fazla eşit olsa da alıştık buna, sürdürelim: Gerekçe? Kanalİstanbul denen kime ne kazandıracağı belli olan, ama ülkeye çok şey kaybettirecek projeye, o kentin başkanı olarak karşı çıkmak!

Yani birisi bir şeyi istemişse kimse ona karşı çıkamayacak, öyle mi? Yani eğer bamya seviyorsa her evin mutfağında bamya pişecek! Sonra bize Hukuk reformu yaptığını söyleyenlere inanmak kalacak. O denilen reform aynı evrimin işleyişi gibi olmak zorundadır. Hep ileriye, çağdaşlığa, yeniliğe doğru gider. İstesen de geri çeviremezsin!

Üstelik hukuk, kim olursan ol, hangi makamda bulunursan bulun; eninde sonunda herkese gerekecektir! Bu gün yasaların anası olan Anayasayı satır satır yok saymaya uğraşıp yasaların genelgelerle arkasından dolaşmak isteyenler bir gün kendi yazdırdıkları yasaların karşısına çıkmak zorunda kalabilirler.

Bu nedenle Kuvvetler Ayrılığına; o çok değerli 3 Y’ye dokunmamak gerekir. Hukukun eski bağımsız ve siyasi baskıların dışında kalması tüm insanlar için en doğrusu olacaktır.

Basit bir örnek; bir ülkede yasaları muhaliflerini yok etmek üzerine yazdıranlar, iktidardan düştüklerinde o kendi yazdırdıkları yasalarla yargılanacaklardır.

Vazgeçilemeyecek üç değer; Hak-Hukuk-Adalet!