Doğan Özdemir / En Ağır Yük Vicdan!…

Bir insanın taşıyabileceği en ağır yük nedir?” diye sorsalar acaba çoğumuzun ilk aklına gelenlerden biri de “Vicdan” olur muydu? Bana göre vicdan öyle bir yüktür ki her an sırtınızdadır, asla sizden ayrılmaz.
Özellikle tüm güncel işlerinizi bitirip artık dinleneyim diye düşündüğünüzde birden karşınıza çıkar. Gözlerinizi ne kadar sıkı kapatsanız da görür, kulaklarınızı tıkasanız da duyarsınız. Kurtulma olanağınız yoktur. İlle de sizi kendisiyle yüzleşmeye zorlar.
Sizi savunmasız bırakır. Saatlerce konuşup kendinizi tam inandırdığınızı sandığınız an, “O” konunun tam da karşınızda dipdiri durduğunu görürsünüz. Başka hiçbir şey söylemez, hiçbir şey yapmaz; sadece o konuyu karşınıza koyup bekler! Tüm savunmalarınız anlaşılmaz, sözleriniz değersiz kalır. Baş başa kalırsınız, hiçbir kimse ve hiçbir şey size yardımcı olamaz…
Siz kızıp bağırdıkça o inadına sakin kalır. Çok eskiden beri içinize gömdüğünüz, unuttum sandığınız salt, yalın ve çıplak gerçeği bir ayna gibi öylece karşınızda tutar. Her hareketiniz size geri yansır.
Savunmanız çöker, dakikalar süren konuşmalarınız üfleyince dağılıveren bir toz bulutu gibi uçup gidiverirken gerçek tüm çıplaklığıyla aynada karşınızdadır!
Kurtuluş yolu yoktur! Belki zorlayarak bir gece daha yüzleşmeyi erteleyebilirsiniz, ama asla yok olmayacaktır… Yarın, belki gün içinde, belki de az sonra yine o ayna ve gerçekleri yüzünüze tutan vicdanınızla karşı karşıya geleceksiniz.
Kimse neler hissettiğinizi anlayamayacaktır. “Bir eli yağda, bir eli balda” yaşıyor olabilirsiniz. Ama o bir kerecik de olsa yaptığınız “haksız eylem” yok mu? İşte vicdanınız onu sarıp sarmalayacak, ömür boyu her fırsatta size anımsatacak, çözmediğiniz sürece yaşamayı zehir edecektir!
Kafanızı yastığa koymaya görün! O güzel gün anında biter, kendinizi beyninizde kurulmuş bir mahkemede bulursunuz. Sanık sandalyesinde siz, savcı sandalyesinde vicdanınız oturur… Aynı zamanda tek tanığı da sizin olduğunuz kimselerin anlamadığı bir duruşmaya başlarsınız.
“O” olmaması gereken, ama bir şekilde yapmış olduğunuz olayın belki yaşayan tanıkları da vardır ama bu mahkemede hiç işe yaramazlar. Tek suçlu siz, tek suçlayan da vicdanınız olacak; yapayalnız kalacaksınız.
Eğer böyle bir duruma düşmemek istiyorsanız kimselerin bilmediği, ya da bilse de anlam veremediği, sizin vicdanınıza bırakacağı “O suçu” hiç işlemeyeceksiniz!… Ancak böyle bir suç her şeye rağmen oluşmuşsa çaresiz cezasını da çekecek, ömür boyu vicdanınız kanayarak, huzur yüzü görmeyerek yaşayacaksınız… Vicdan suçunun cezası diğer suçlar gibi üç beş gün üzülüp, pişman olur gibi yapıp “O” hatayı düzeltmediğiniz sürece bitmeyecektir.
Suçunuzu itiraf edip, hatanızı geç de olsa düzeltip “O” suçu işlerken zarar verdiğiniz kimseleri mutlu edeceksiniz ki bu “hafifletici neden” sayılabilsin ve cezanız “vicdan azabı” olmaktan çıkabilsin!… Ancak böylelikle özlem duyduğunuz “başını yastığa koyunca huzur içinde uyumaya” kavuşabilirsiniz!
Unutmayın; vicdan insanın ayrılmaz bir parçasıdır. Asla söküp atamazsınız. O, aynı zamanda sizin yaşamınızın da yargıcıdır!
Herkesi kandırabilirsiniz; ama vicdanınızı asla!

ilgili haberler