Doğan Özdemir – Gizli İttifaklar

Seçimlere az bir zaman kala siyasette mide bulandırıcı işbirlikleri artarak sürüyor. Karpuz gibi dışı kırmızı ama içi yeşil olanlar ortaya çıkmaya başladı bile… Meşhur sözdür; “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” sözü bir kez daha katledilmektedir.

Bu nereden çıktı derseniz seçime katılan partileri izliyorsanız 5 parti dışında %5 üzerinde oy alabilecek parti olmadığını bilirsiniz. Diğerleri -küçümsemek amaçlı söylemiyorum!- bunun çok altında, hatta %0,0..’lı oy alacak tabela partileridir.

Şu anda ülkemizin siyasi durumu git gide demokrasiden tek adamlığa dönmekte olduğundan gücü elinde bulunduranlar geleceklerini garantiye alabilmek için zaten her yolu denemektedirler. Bu nedenle bilerek ve isteyerek ülke ikiye bölünmüş, “Yandaşlar” ve “Diğerleri” haline getirilmiştir.

Bu halde seçime girmenin ve kazanmanın tek yolu partileri “İttifak” yapmaya zorlamıştır. Ve şu anda da iki büyük ittifakla ve ittifak dışı diğer partilerle seçime gireceğiz. Muhalefetin tarafında olması geren bazı partiler ittifaka katılmasa da kritik noktalarda aday çıkarmamakla desteklerini göstermişlerdir. Çünkü amaç, iktidarın en fazla kayıp vermesi, ülkenin daha çok bölgesinin demokratik belediyeler ile yönetilmesini sağlamaktır.

Ancak üzülerek görüyoruz ki, kendini “sol ve demokrat” tanıtan bir parti hızla eksen kayması yaşamaktadır. Gösterdiği adaylarla ayrıca tartışılacak bu partinin kazanma şansı olmadığı halde özellikle muhalefetin kazanabileceği kritik yerlerde aday çıkarmasının tek anlamı olabilir; iktidarı kazandırma!

İktidar resmi ortaklığı dışında pabucu pahalı görünce anlaşılan kendine “gizli” ortaklar da arıyor. Siyaseten bölünmüş halkın yandaşlar tarafında değil de muhalif tarafta olması gereken bazı partiler de bu değirmene su taşımaya kalkıyorlarsa bunun siyasi tutarlılık mı, yoksa tamamen “duygusal!…” nedenlerden mi olduğu düşünülmelidir.
Üstelik gösterdiği adayların en kritik yerlerde kendi üyelerinden değil, başka bir partide aday gösterilmediği için eski partisine küserek bu partiye gelenlerden oluşması da apayrı bir siyasi etik konusu olmaktadır.

Geçenlerde yazdığım bir köşe yazımda (11.12.2018; Vazgeçilemeyenler) tam da bu konuyu ironik olarak işlemiştim. Yıllardır partisi sayesinde değişik yönetim kadrolarında yer almış, Milletvekilliği, Belediye Başkanlığı, İl ve Belediye Meclisi üyelikleri yapmış kişileri gerçekten şimdiki halleriyle şaşkınlıkla ve ibretle izliyorum! Bu dönemde tekrar aday gösterilmediği ya da bu dönem aday olmayı beklerken başka bir arkadaşının aday gösterilmesi sonucu, o “yılların partilisi!” kahraman üyelerin bir anda nasıl da gerçek yüzünü gösteriverdiğini görmek bana iğrenç geliyor!…

Bu kadar basit mi yani? Eğer aday gösterilseydin partini yere-göğe sığdıramayacakken , aleyhine alınan bir karar sonrasında partini yerden yere vuracak ve mücadeleyi bırakıp çekip gideceksin!… Gitmekle de kalmayacak, yıllarını verdiğin partinden istifa edip senin kıymetini son anda anlamış olan(!) başka bir parti “gel seni aday göstereyim” dediğinde koşa koşa gidip aday da olacaksın! Eh; buna omurga bile dayanmaz!…

Üstelik bu sana kollarını açan parti, yıllar önce 1994’te solun belinin kırılmasını neden olan, İstanbul ve Ankara’yı, aynı nedenlerle, bilerek ve isteyerek aday gösterip buraları sağ partilere kazandıran, bu konuda “sabıkalı” bir parti olduğu halde!…

İşte şimdi de aynı işler kotarılıyor. Bu “kahraman!…” efendiler kazanmalarına olanak olmadığını bile bile sırf “beni aday göstermeyen partim de orada kazanamasın” diyerek buralarda aday oluyorlar, ya da “olduruluyorlar!” Nasıl bir kişilik sınavı ama!…

Bu ilçeler ve iller zaten iktidarın kazanabilmek için her şeyi yaptığı bir ortamda zar zor, az oy farklarıyla alınabilecek yerler olduğundan gerçekten de büyük ölçüde “amaçlarına!” ulaşabilecek görünüyorlar; ne mutlu onlara!…

Tarih bunları dün yazdı; yarın da yazacaktır! Ülkenin gerçekten geleceğini de belirleyebilecek, muhalefetin belki de son şansı olan seçimlerde demokrasicilik oynayanlarla gerçek demokratlar belli olacaktır. Tabela partisi konumunda olsa da oturduğu koltuk sıcak gelenler gizli ittifaklar yapmakta gibi görünmektedir.

Ama ortadan bölünmüşlükte yandaşların yanında yer almayacak vatandaşlarımızın bu koltuk sevdalısı başkan taslaklarına itibar etmeyeceğini umut ediyorum. Yoksa kendi ayağına kurşun sıkmış olacakları kesindir.
Ayrıca; bunları asla unutmayacağız; bu günlerin elbet yarınları da olacak!…

Tanı bunları; tanı da büyü!…

Doğan Özdemir

ilgili haberler