Doğan Özdemir – Her sokağa bir fakülte

Soru bu; Neden bu kadar çok fakülte açılıyor?

— Dünyanın bile önünde duramayacağı dev bir “potansiyel başkaldırı ruhu” taşıyan gençler buralara mahkûm edilerek uyuşturuluyor. Buralarda vasatın altında bir eğitim ile tüm başkaldırı ruhları köreltiliyor Sisteme bağımlı bireyler haline getiriliyor. Azıcık başkaldırmaya kalkanların yeri hapishaneler oluyor.

— Fakülteyi “kazanmış olmak için kazandıklarından” ailelerine karşı sorumlulukları gereği beğense de beğenmese de 4-5 yılını buraya bağlıyor.

— Okul bitip meslek sahibi olmak ve kendi ailesini kurmak düşü kafalarında koskocaman düğüm oluyor. Fakülte bitse de iş bulamayacağı korkusuyla iyice içine kapanıyor. Bu boşluk, onların cemaatlerin tarikatların daha kolay ellerine düşmelerine sağlıyor.

— Aileleri ise zaten normal şartlarda evlerini borç harç zor geçindirebildiklerinden, çocuklarının üzerinde farkına varmasalar da bir an önce bir üniversiteye girmeleri, dershane veya kurs parasından kurtulmaları için baskı oluşturuyor. Bilinçaltı olarak üniversiteyi kazanamayan çocuk evde ekonomik nedenlerle hoş karşılanamıyor; yeniden harcanacak para, bütçe hesapları aileyi de sarsıyor.

— Bu baskılar sağlıklı bir meslek seçimi yerine “puanına göre” girebileceği üniversite arama, dolayısıyla istemediği, hatta daha önce bilmediği okulların seçilmesine zorluyor. Bu tür seçimler mutsuz bir öğrenci yaratıyor.

—  Bu kez paralı okullar öne çıkmaya başlıyor. Bunların parasına birçok ailenin ekonomik gücünün yetmesi olanaksız olduğu halde çaresiz kalınıyor.

—  İş okulu kazanmakla bitmiyor; ekonomik olarak başka bir sayfanın açılmasını sağlıyor. Bu kez yurt ve harçlık sorunu patlıyor. Yeterince devlet yurdu bulunamadığından özel yurtlarda el yakan rakamlara razı olunuyor.

—  Okul parası, yurt parası, harçlık derken aile gırtlağına kadar batıyor; ama çocuklarını “adam etmek, bir baltaya sap etmek ya da meslek sahibi olmasını sağlamak” görevleri adına maaş yetmeyeceğinden yeni alternatif borçlanma yolları aranıyor. Sıra banka kredilerine geliyor!… Her yıl yeniden kapatıp çekerek okul bitene kadar gırtlağa kadar batılmış oluyor. Varsa araba, ev, tarla bahçe satılıyor; bu belki daha az darbe sayılabiliyor.

İşte şimdi tekrar düşünebiliriz: Bu kadar çok üniversite neden açılıyor?

Çünkü bir aileyi kökünden iktidara bağlı hale getirmenin en kısa yolu budur! Artık sürekli borç ödemekten dünya ile iletişimi kopan bir aile, okulun bitmesine yakın çocuğunu işe sokabilmenin tek koşulu “hamili kart yakinimdir” kartını alabilmek için görünüm ve fikir değiştirecektir!

İnanmadınız mı? Bakın yakın çevrenize; üniversiteye girecek çocuğu olmadığında tanıdığınız pek çok ailenin, üniversite ve hele okul sonrası işe girme aşamasında nasıl renk değiştirdiğini şimdi görebiliyor musunuz?

Ya da mesleki istatistiklere bakın; örneğin on binlerce öğretmen adayı atama beklerken yine okullara yüz binlerce öğrencinin öğretmen adayı olarak alınması mantıklı mı? “Açılan okul/açık iş” planlaması var mıdır?

Özetle; kim mi kazanıyor?

–İktidar: Kendine ekonomik ve siyasi olarak bağlı öğrenciler ve ailelerinden oluşan yepyeni bir potansiyel oluşturuyor. Ayrıca “her ilçede bir fakülte” isteyen yandaşlarının hem gazını, dört duvar yapmanın gerçek bir eğitim olamayacağını anlamayanların da alkış ve oylarını alıyor. Üstelik eğitim sistemini istediği gibi değiştirerek arzuladığı yeni bir nesil oluşturması da cabası!… Bu kadar bol üniversite olması, dünya sıralamasında yer bulamaması gözümüze sokulurken amaç belli değil mi? Bunun temel nedenlerinden birinin de buralarda eğitim görevlilerinin iktidara bağımlı emir erleri haline getirilmesi olduğu acı bir gerçek!… Kendilerinin nasıl yetiştiği belli olmayan bu yandaş eğitimciler çocukları da kendilerine benzetmekle görevliler!…

— Özel okul sahipleri: Sürekli kazanıyor. Çünkü iktidarla işbirliği içindeler.

— Tarikat ve Cemaatler: Sürekli kazanıyor. Çünkü iktidarla işbirliği içindeler.

Tek kaybedeni var; öğrenci ve ailesi!…

Hem kalitesiz bir eğitim için yıllarını veriyor, tüm ekonomik güçlerini zorluyor. Hem de okul bitince ellerinde bir “üniversite mezunu işsiz” kalıyor!…

Ve de ülkemizin geleceği kaybediyor!… Ülkemizden kaçarcasına olan beyin göçü canımı acıtıyor! Çok azımızın bu tuzaklara düşmediğini varsayıyorum. Büyük bir çoğunluğun böyle olduğunu düşünmekle çok mu karamsarım?

Doğan Özdemir

ilgili haberler