Doğan Özdemir- Kendi Vatanında Haraca Bağlanmak

Halkı olmayan devlet olur mu? Devlet halkı için vardır! En azından böyle söylenir.

Bizim ülkemiz çağdaş demokrasiden saptıkça hiçbir norma, yasaya, yaşam tarzına uymayan değişik bir hallere bürünmektedir. Bir yandan “İleri demokrasi” nutukları atılırken diğer yandan “Tek Adam Sistemi”ne geçilmiştir. Halkın refah düzeyi bir gecede KHK ile artırılırken(!) halk sokaklarda açlıktan sürünmektedir. “En özgür basın bizde” diye hava atılırken gazeteciler ve aydınlar hapishanelere sığmadığından bakanlar seçim bölgelerinde seçmenlerine “yeni hapishane yapma” sözü vermektedir.

Hangi ucundan tutulacağı kestirilemeyen bir garabet yaşanmaktadır. Siyah ve beyaz kadar zıt olaylar, fikirler, yaptırımlar ve sözler hiç çekinmeden verilebilmekte ve uygulanabilmekte, halkın saflığına ve nasılsa kendilerine inanacaklarına bu konuda büyük güven duyulmaktadır!

Örneğin; resmi rakamlarda enflasyon 20’leri geçmişken memura, işçiye, emekliye yüzde 3-4’lük zamlar verilmekte ve bu başarı olarak gösterilmektedir. Elbette bazılarına yapılan yüzde 40-70 arası zamları görmemeniz ve eleştirmemeniz kaydıyla!…

Doğayı, çevreyi ve yeşili “en iyi biz koruruz” diyenlerin yaptıkları eylemler ortaya çıktığında gerçekten yeşili “ama galiba bu doların yeşilini!…” ne kadar sevdikleri anlaşılmaktadır. Yemyeşil yaylara beton yollar yapmak, ağaçları kesmek, oranın coğrafyasını değiştirmek onlara göre yeşili ve doğayı korumaksa bence hiç korumasınlar daha iyi!

Sağlık her şeyin başı; “hastanelerde artık kuyruk olmayacak” diyenlerin, devletin elindeki tarihi geçmişe sahip, ama bulundukları alanlar “ille de AVM olmalı!” diye bakılan hastaneleri kapatarak özele peşkeş çekilen, “müşteri” pardon; hasta garantisi verilen “Şehir Hastaneleri” yaptırılmaktadır.

Aynı mantıkla devletin yollarını haraca bağlayıp geçenden 5, geçmeyenden 10 akçe almak artık kanıksanır hale gelmiştir. Keza yılda elli bin kişinin bile uçmadığı hava alanlarına iki milyon yolcu garantisi verilebilmiştir!

Ha; “Bunlardan bize ne? Yolundan, köprüsünden geçmez, hastanesine yatmaz, uçağına binmeyiz” demeye sakın kalkmayın! Bu konuda devlet vatandaşına açıkça ek vergi koymuştur! İster geç, ister geçme, ister uç, ister uçma; oralara verilen garanti parayı sen karşılayacaksın kardeşim! Hem de yıllarca!… Aradaki fark senin vergilerinden o şanslı(!) kişilerin cebine oluk oluk aktarılacak!

Bu dert aklı başında olan her vatandaşın derdi zaten… Beyinlerini biat ve itaat ile eğitmişlerin elbette bunları düşünüp, tartışıp, sorgulayacak olmasını kimseler beklemediğinden işin o tarafına hiç değinmeyelim.

Anayasa ve Yasalarda vatandaştan; denizlerden, doğal parklardan, ormanlık alanlardan ve benzeri devlete ait; yani aynı zamanda devletin temel direği olan vatandaşa ait bu yerlerden ücret alınması yasaktır. Öyle değil mi?

Hayır diyenler haklı; böyle yasalar var, ama uygulamada yok! Baştan beri anlattıklarıma ek olarak yasada yasak, uygulamada serbest bir kazıklama yöntemi daha! Bizim ilimizdeki gibi genelde denizin kıyısına yerleşik kişiler ayağına şortunu ve terliğini geçirip hemen yanı başındaki denize giriverir(di!). Şimdi aynı koşullar olduğu halde buralara el konmuş ve girişlerde vatandaştan para alınmaktadır.

Bu yazıyı yazmama neden olan olay ise Sinop’un ülke çapında ünlü Hamsaros körfezinin yoluna yapılan bir kulübe ile giriş-çıkışların paralı hale getirilmesidir! Orman Piknik alanının hemen önüne konan bu kulübe, arkasındaki körfezin, yol kenarlarındaki doğal piknik alanlarının, kıyıdaki fenerin ve en arkada da Hamsaros körfezinin yolunu tamamen kesmektedir.

Halk, bu ülkenin temel taşıdır. Halk yoksa devlet de yoktur. Halkın malı devlet eliyle gasp edilemez! Bunun arkasına hangi yasayı koyarlarsa koysunlar bu gerçeği değiştiremez!

Zaten NGS için yüz binlerce ağaç katledilmiş, bu acı ve ayıp Sinop halkına yetmekte iken bir de böyle bir saçmalığa aklı başında kimsenin izin vermemesi gerekir.

Bir vatandaş olarak İl Genel Meclisi’nde bu karara “kabul” imzası atan her üyeden mantıklı bir açıklama beklemek de en doğal hakkımdır; bekliyorum!

Halen hukukun olduğuna da inanmak istiyorum!