Doğu Perinçek İbrahim Kalın’ı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şikayet etti

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, 24 Nisan tarihinde sözde “Ermeni Soykırımı” için yaptığı açıklamada, “Tarihi gerçeklerden kaçanlar ve siyasi hesap peşinde koşanlar, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 1915 olaylarını araştırmak için ortak tarih komisyonu kurulması çağrısına cevap vermekten hep kaçtılar” ifadelerini kullanmıştı.

Perinçek, Kalın’ın ifadelerine tepki göstererek, “Soykırım bir yargı konusu olduğu için, soykırım iddialarına tarih mevzisinden değil, yargı mevzisinden yanıt verilir” açıklamasında bulundu.

Konuya ilişkin açıklamada bulunan Perinçek, şu ifadeleri kullandı:

* Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, dün yazılı bir açıklama yaparak Ermeni soykırımı yalanlarını yanıtladı.

* Sayın Kalın, soykırım lobisinin ve Türkiye karşıtı siyasi çevrelerin “tarihi gerçekleri çarpıttığını”, “tarihi gerçeklerden kaçtığını” ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın “1915 olaylarını araştırmak için ortak tarih komisyonu kurulması çağrısına cevap vermediklerini” vurguluyor.

* Bu açıklamanın Cumhurbaşkanlığı katından yapılması üzüntü vericidir.

* Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devletinin “Soykırım” konusunu hâlâ anlamadığını gösteriyor.

“Soykırım” iddialarına tarih mevziisinden değil, yargı mevziisinden yanıt verilmesi gerektiğini savunan Perinçek, şunları söyledi:

* “Soykırım” bir suç tanımıdır, hukukî bir kavramdır!

* “Soykırım”, bir tarih tartışması değildir, bir hukuk tartışmasıdır, bir yargı konusudur.

* Soykırım bir yargı konusu olduğu için, soykırım iddialarına tarih mevzisinden değil, yargı mevzisinden yanıt verilir, verilmiştir zaten.

* Bu konu kesin hükme bağlanmıştır.

* 1915 olayları ya da Birinci Cihan Savaşı aynı zamanda kuşkusuz tarih konusudur.

* Ancak tarih alanında geçerli olan kavram “soykırım” değildir.

Tarih konusunun sonsuza kadar tartışılabileceğini ileri süren Perinçek, şu ifadeleri kullandı:

* Bu konuda tarih ile hukuk arasında ayrım yapmak, çok ama çok önemlidir.

* Çünkü tarih konusunu sonsuza kadar tartışabilirsiniz.

* Orada kesin bir hüküm verilemez.

* Hele 1915 olayları konusunda emperyalistlerle tartışıyorsunuz.

* Onları tarihten kanıtlar getirerek emperyalist olmaktan vazgeçiremezsiniz.

* Bizler, Türkiye olarak istediğimiz kadar tarihî gerçeklerden söz edelim, tren dolusu kanıt götürelim, arşivleri önlerine yığalım, Trump’ın ve Macron’un gevezeliklerine son veremeyiz.

* Baksanıza Mistır Biden ne diyor, Cumhurbaşkanı seçilince Soykırımı tanıyacakmış!

* Tanısa ne yazar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Perinçek-İsviçre davasında ve Ali Mercan – İsviçre davasında aldığı kapı gibi üç ayrı hüküm var.

* Bir değil, iki değil, üç hüküm.

* Hem AİHM 2. Dairesinin, hem de AİHM Büyük Dairesinin kesin hükümleri.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği hükümlerin kesin ve uluslararası hukuk açısından bağlayıcı olduğunu hatırlatan Perinçek, şunları söyledi:

* Yanlış mevzide Ermeni Soykırımı yalanına karşı mücadele ettiklerini düşünen bir hayli devlet yöneticimiz ve entelektüelimiz var.

* Ama sonuç almaları mümkün değil, kendilerini tatmin etmeye devam edebilirler.

* Yargı mevzisinde bu tartışmayı bitirdik.

* Hukuk minderine çektiğimiz zaman, Trump, Macron, Biden ve daha ne kadar emperyalist yalancı varsa, hepsinin sırtı mindere yapışmış durumdadır.

* Hakem Fransız olmuş, Amerikalı olmuş, İsrailli olmuş, Alman olmuş, Yunan olmuş, Ermeni Diasporasından olmuş, değişmez.

* Çünkü karşılaşma bitmiş, hakem düdüğü çalmış ve Türkiye’nin elini havaya kaldırmıştır.

* Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği hükümler kesindir ve uluslararası hukuk açısından bağlayıcıdır.

* Emperyalist yalancılar, hukuk ringinde “knock out” olmuşlardır.

* Tarih alanında gevezelik yapmaya devam edebilirler.

* Çünkü o alanda onların ağzına fermuar takacak bir otorite yok.

“Ortak Tarih Komisyonu”nun hüküm kuramayacağını ifade eden Perinçek şu ifadeleri kullandı:

* Türkiye hükümetlerinin milattan öncesine ait ortak tarih komisyonu kurma çağrısı da yanlıştır.

* Dün de yanlıştı ve o zaman da karşı çıktık.

* Çünkü ortak tarih komisyonu, mahkeme değildir, hüküm kuramaz.

* Bunu bildiğimiz için, gittik İsviçre’de onların suç dediği eylemleri defalarca yaptık, kendimizi yargılattık ve mahkûm ettirdik ve daha sonra AİHM’ye giderek, emperyalist yalancıların sırtını mindere yapıştırdık.

* Kazanacağımızı biliyorduk. Çünkü hem hukuku biliyorduk hem de koşulları biliyorduk.

* Bilmeyenler, hükümetten ana muhalefete ve Dışişleri Bakanlığı mensuplarına kadar bizi önlemeye çalıştılar.

* Ancak hepsine şunu söyledik: Biz bu davayı kazanacağız.

* Bize gülüyorlardı ve hatta bizi çelmelemeye kalkanlar da oldu.

* Hele AİHM Kararlarından sonra Milattan Önceki yanlış mevzide kalmak, devlete de yakışmaz, devlet dışı mücahitlerimize de.

Perinçek, şu ifadeleri kullandı:

* Cumhurbaşkanlığı Makamı görevlilerinin ortak belleği yok mudur?

* Çünkü geçen yıl Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, doğru mevziden bir açıklama yapmıştı ve Aydınlık gazetesi de manşetten yayınlamıştı.

* Türk Devleti ve Türkiye’nin bütün kurum ve aydınları, artık bu konuda doğru mevzide mücadele etmeyi öğrenmeliler.

* Kazanılmış bir mevzi var. O mevzi, kesin hüküm mevzisidir.

* Biz kazanılmış mevziyi bırakıp, emperyalist yalancılarla kesin hükmün olmadığı tartışma mevzisine gidiyoruz.

* Niçin? Kesin sonuç almayı istemediğimiz için mi?

Jurnalci.com