İşte Benim İnsan Resmim!

İşte Benim İnsan Resmim!

Bir önceki köşe yazımda eğer okuduysanız anımsayacaksınız; “Bana bir insan resmi çizebilir misiniz?” diye sormuştum. Bu çizimin nasıl olması gerektiğini de kısa örneklerle vermiştim sizlere. Ve bunu bir yarışma gibi kabul ederek yorumlarınızı yazmanızı da söylemiştim. İşte şimdi sıra o yazıya yanıt vermeye geldi.

Ben de elime bir defter-kalem alıp boş ve beyaz bir sayfasına kendi insan resmimi çizmeye çalıştım. Çizgilerim bir ressam gibi nitelikli değil, ancak bir çocuğun korkusuzluğu ve masumluğunu içerecek şekilde yalın ve özgürdü.

Yuvarlak bir kafa; buna ekli kulaklar, burun ve ağız, gözler ile saçlar. Hemen altına kısa bir boyun ile buna bağlı dört köşe bir gövde. Gövdenin üst tarafından ekli iki uzunca kol ve uçlarına ellerle parmaklarını ekledim. Sonra gövdenin altına aynı şekilde iki bacak ve uçlarına ayaklar ile ufacık parmakları yerleştirdim.

İşte benim insan resmim buydu! Son derece yalın; nereden bakarsan bak sadece bir “insan” görebiliyorsun! Hiçbir ayrıntı ve bu ayrıntıların doğuracağı bir farklılık yoktu. Çünkü her bir ayrıntı, bakan kişiye bir farklı yanı gösteriyor ve bu her farklılık değişik bir insan kavramına neden oluyordu.

Örneğin çocuk ya da büyük insan resmi çizmedim. Erkek ya da kadın hiç değildi! Aslında ne kadar kolaydı bir düşünün; ağzın üstünü azıcık karalayıp bıyık yapsam, sade o bile bu resmin bir “erkek” insan resmi olduğunu gösterecekti.

Ya da resmi hafif renklerle boyamadım; çünkü siyaha yakın ton olsa ilk aklımıza “zenciler” gelecekti. Sarıya yakın boyasam “Çinliler”, beyaza yakın boyasam “kuzeyli ırklar” anlaşılabilirdi.

Ya da eline bir silah tutuştursam “vahşeti ya da askeri”, kafasına bir sarık/takke koysam bir “inanç” belirleyicisini akla getirmez miydi?

Sol yumruğu havada olsa “solcuları”, sağ yumruğu “sağcıları” anımsatmaz mıydı?

Örnek çok; sizde büyük olasılıkla yukarıda verdiğim örneklerden bazılarını kullanmış olmalısınız. Ve yine büyük olasılıkla bunları çizerken yukarıda benim sıraladığım “aykırılıkları” düşünerek değil, o anda içinizden geleni çizmiş olmalısınız. O nedenle şimdi tekrar düşündüğünüzde acaba çizdiğiniz resimdeki bazı ayrıntıları silmeyi düşünecek misiniz?

Benim yaşam felsefemde bu resim sadece ve tüm sadeliğiyle “insanı” anlatmalıdır. Kim, hangi açıdan bakarsa baksın; sadece orada bir “insan” görebilmelidir.

Irkı, rengi, dili, giyim-kuşamı, cinsiyeti, yaşı, düşüncesi ne olursa olsun; o yalnızca bir “insan” olmalı ve öyle değer görmelidir. Yoksa her birinizin ayrı ayrı çizip eklediğiniz o küçücük çizgi parçaları ile o masum insana ne kadar büyük aykırılıklar yüklediğinizin farkına bile varamazsınız!

O zaman sizin severek çizdiğiniz ve “size göre” normal görüntülü o insanın bir başkası için ne kadar kabul edilemez, hatta düşmanca bir kalıba sokulacağını hiç düşündünüz mü?

İşte size çizmenizi istediğim insan resminin, birey olarak “insanı” temsil ederken aslında tüm “insanlığı” göstereceğini bir kez daha düşünmenizi istedim.

İnsanı insan olarak kabullenmek zorunda olduğumuzu, bizde olan; ancak onda olmayan bir özelliğinden dolayı ona karşı çıkmayı, kabullenmemeyi veya düşman olmayı gerektirecek hiçbir şeyin olmadığı ne kadar açık değil mi?

Hep birlikte bir düşünce jimnastiği yapabildiysek amaca erişilmiştir!

Sorumu yineleyeyim; “Bana Bir İnsan Resmi Çizebilir Misiniz?”

İyi yıllar dileği ile.