MEB ile Diyanet arasında ‘hafızlık projesi’ anlaşması imzalandı

Milli Eğitim Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan “Okul-Kuran Kursu İşbirliğine Dayalı Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi Protokolü” kapsamında illerde çalışmalar başladı. Birçok ilde bu alanda proje okullar belirlendi. Öğrencilerin 5. 6. sınıfta hafızlık eğitimini tamamlaması, 6. 7. sınıflarda pekiştirilmesi amaçlandı.

Erzurum

Erzurum’un Yakutiye ilçesinde milli eğitim müdürlüğü ile müftülük arasında örgün eğitim ile birlikte hafızlık protokolü imzalandı. Protokol neticesinde Sezai Karakoç İmam Hatip Ortaokulu proje okul olarak belirlendi.

Sakarya

Sakarya’da Adapazarı Anadolu İmam Hatip Lisesi Fen ve Sosyal Bilimler Proje Okulu bünyesinde Hafızlık Proje Bölümü açıldı. Okul müdürü Mustafa Bulut, yetenek sınavlarında öğrencilerde gördükleri akademik eksiklikler için de Adapazarı Halk Eğitim Müdürlüğünün katkısıyla destekleme kursları açtıklarını ifade etti.

Batman

15 Temmuz Şehitleri İmam Hatip Ortaokulu “Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi” uygulamasına başlandı. Okul Müdürü Hasan Keskin “Hafızlık mülakatı sonucunda 28 asil, 14 yedek hafız öğrenci tespit edildi” dedi.

Adıyaman

Kahta İlçe Müftülüğü bünyesinde Turgut Özal İmam Hatip Ortaokulunda Hafızlık projesi çerçevesinde, hafızlığa hazırlık amacıyla Yaz Kur’an Kursu açıldı. Kurslara 100’e yakın öğrenci müracaat ederken bu öğrenciler arasında yapılan sınavda 75 öğrenci Yaz Kur’an Kursuna alınmaya hak kazandı.

2019-2020 eğitim öğretim yılında Turgut Özal İmam Hatip Ortaokulunda açılacak Hafızlık sınıflarına devam edecek öğrencilerin seçimi, açılan yaz kursu sınıflarında eğitim gören öğrenciler arasından yapılacak.

Konuyu BirGün’e değerlendiren Eğitim Sen Genel Sekreteri Özgür Bozdoğan şunları söyledi:

“Şu an geldiğimiz aşamada hafızlık projesi veren okulların sayısı 150’ye yaklaştı ve önümüzdeki yıllarda artacak gibi görülüyor. Esasında bu MEB içerisinde paradoksal bir yapıya da karşılık veriyor. Din öğretimi genel müdürlüğünün yaptığı faaliyetlere MEB’in üst yönetimi müdahale etmiyor. MEB’in üst yönetiminin yaptığı işlere de din öğretimi genel müdürlüğü aracılığıyla müdahale etmiyor. Karşılıklı bir anlaşma var gibi. Oysa bu kabul edilebilir bir program değil. O yaştaki bir çocuğun alacağı hafızlık eğitimi, dini eğitim bizim eğitim sistemimizin içerisinde bir yere tekabül etmiyor. Adeta MEB bünyesinde bir medrese eğitimi açılmış gibi bir görüntü çıkıyor. Din öğretimi genel müdürlüğü her geçen gün etkisini artıran, özerk yapısını güçlendiren bir yapıya dönüşmüş durumda.”

Pedagog Belgin Temur ise “Din dogmatik bir şey olduğundan dolayı sorgulamayı, düşünmeyi engeller. Çocukların küçük yaşlarda alması gereken, uzmanlar tarafından belirlenmiş temel eğitimler vardır. Daha sonraki yıllarda eğitimlerini devam ettirebilmek için gereklidir. Fakat bu konu o temel eğitimin içerisinde yer alabilecek bir konu değil. Pedagojik açıdan sakıncalı buluyorum. Hiçbir pedagojik karşılığı yok. 11 yaşındaki çocuğun evet birtakım ilgi alanları belirlenmiştir ancak din farklı bir konu. Din bir yandan mahrem bir konu, yoruma açık bazı yönleri olan bir konu. Dolayısıyla ilahiyat eğitiminin daha erişkin yaşlarda verilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.(Birgün)

Jurnalci.com