Nazan Bozan – Kış güneşi….

Paylaş:

Gözümü açıyorum, dışarıda kendini bahar sabahında hissettiren kış güneşine gülümsüyorum.

Yatakta bir kaç tembel gerinmeden sonra “Günaydınnnnn” demek için yanıma gelen ıslak burnunu yüzüme

dayayan Mina‘nın o yeşil gözleriyle bakışıyoruz.

Yılbaşı tatilini geçirmek için geldiğim bu şehirde çalan telefona eşlik eden Mina’nın patilerini yüzümden çekip

telefona uzanıyorum.

Simyaci çoktan uyanmış, yürüyüşe çıkmış ve gelmek üzereyken “Bir şey lazım mı canım” diye aramış.

Tatlı tatlı gülümsüyorum hayata.

Kış olduğunu unutup yaz sıcaklığı ile göz kırpan güneşe bakıyorum..

 

Ne zor bir yıl geçirdik diyorum bir yandan kahvaltı için demliğe çay koyarken.

Ne çok kayıplar verdik, yaşamla, ekonomi ile, kendimizle bitmeyen bir savaşın içinde bulduk kendimizi.

Ne çaresiz hissettik hastane koridorlarında sevdiklerimizi beklerken.

Ne acımasız bulduk yaşamı sevdiklerimizi son yolculuğuna bile uğurlayamazken…

Nasıl elimiz kolumuz bağlı kaldık sımsıkı sarılmak isterken…

2020’den 2021’e geçiş yapabilirsek tüm güzellikleri yaşayabileceğimiz inancıyla diledik.

Bir mucizeye gözlerimizi açacağımız inancıyla uyuduk.

 

Bu zamana kadar yaşanan her şey bir bilim kurgu filmi senaryosuydu ve 2020  bittiğinde, nefes nefese izlediğimiz

bu filmin sonunda perde kapandığında, ışıklar tekrar yandığında tüm güzellikleri kucaklayacak tık….

Dışarıda kışkırtıcı bir kış güneşi, yanımda minik patileri ile Mina, sabah yürüyüşünden dönen Simyaci,

kahvaltıda

kızarmış ekmek kokusunun verdiği çocukça sevinç..

Ahh hayat, biz mi senden çok şey bekliyoruz!

Oysa yaşam tüm alışagelmişliği ile sürüp gidiyor.

Bitirdiğimiz 24 saat ile sana ne anlamlar yükledik.

Adına “yeni yıl” dedik, sevdiklerimizden bu kadar uzakta sanal bir biçimde eğlenmeye çalıştık, yeni yıl pastasını

gönlümüzdekileri düşünüp yanımızdakilerle kestik, bolca güzel günler diledik, kayıplarımız için hüzünlendik.

İlk defa dileklerimize kaygılarımızı da ekledik “Ya böyle devam ederse” dedik içimizden korkuyla.

Sevdiklerimize sarılamamanın, kokularını içimize çekememenin yoksunluğu ile başladık.

Yılın son günlerinde gündeme bir kez daha damgasını vuran kadın cinayetleriyle vedalaşmak dileğiyle girdik yeni

zamana. Kötülüklere karşı iyiliklerin baskın olmasını diledik.

Oysa yılın ilk saatlerinde yılbaşı gecesi ağbisini öldüren 17 yaşındaki gencin cinneti ile yüzleştik.

Ardından bir banka reklamında Kemal Sunal’ın gülümseyen sanal görüntüleriyle burun buruna geldik.

Ne yalan söyleyeyim artık içimi ısıtmadı o gülen yüzü.

Her şeyin bunca sanal olduğu bir yılda hiç olmazsa o güzelim anılarımız tüm gerçekliği ile saklanabilse diye

düşündüm….

 

Hayat devam ediyor, yeni yıl ne getirir ne götürür nasıl mutlu kılar bizi bilmiyorum.

Gözlerimi açtığımdaki kış güneşi, Mina’nın minik  patileri, ıslak burnunu yüzüme dayayışı, Simyaci’nin ruhumu

okşayan sesi ve gülüşü yeni yıl dediğimiz zaman olgusunun mutluluk dolu güzellikleri..

2020’nin perde kapanırken hepimize öğrettiği ise mutluluğun yanı başımızda olduğu, şükretmek için çok

sebebimiz olduğu gerçeği ile bir kez daha yüzleşiyorum..

Sıcak bir gülümsemenin…

Zor anlarınızda elini uzatan elin….

Yüzünüzde dolaşan bir patinin…

Sağlıkla aldığınız her nefesin….

Keyifle yudumladığınız kahvenin…

Taze ekmek kokusunun….

Bir bebek masumiyetinin…

Yağmur sonrası doğanın canlanışının..

Kış güneşinin tadına varın….

Varsın 2021 hiç bir şey getirmesin…

Tek istediğim sevdiklerimizi götürmesin….

2021 mutluluğun filmi olsun,

hepimiz ne kadar yaralı olsak da,

Kış Güneşi’miz olsun…

Paylaş: