”Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyorsan, Suriye yönetimiyle iletişime geçeceksin”

Cumhuriyet Halk Partisi, cumartesi günü İstanbul Tarabya’da ‘Suriye’de Barışa Açılan Kapı’ başlığıyla uluslararası bir Suriye konferansı gerçekleştirdi. Eski dışişleri bakanları ve diplomatlar, akademisyenler, gazeteciler, stratejistler ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katıldığı konferansta Türkiye’deki Suriyelilerin ‘gönüllü geri dönüşünden’ kalanların entegrasyonu için atılması gereken adımlara, ülkedeki ‘misafir nüfusun’ demografik etkilerinden yerel yönetimlerin problemlerine, Türkiye’nin Suriye politikasındaki ‘hatalarından’ gelecekteki olası hamlelere uzanan geniş bir yelpazede birçok başlık ele alındı.

CHP, konferansın ardından Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz’ün okuduğu ‘ev sahibi özetinde’ gerçekleştirilen panellerin ardından parti olarak ulaştıkları sonuçlardan birinin “Türkiye’nin, Suriye’den yönelebilecek somut tehditlere karşı güvenliğini Suriye yönetimiyle ve Suriye toplumunu oluşturan bütün meşru aktörlerle çok yönlü diplomasiye başvurarak bertaraf edebileceği” olduğunu duyurdu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da açılış konuşmasında “Ankara ile Şam arasındaki yolun barışa giden en kestirme yol olduğunu ve Suriye’nin geleceğine ancak Suriye halkının karar vereceğini asla unutmamalıyız” ifadelerini kullanmıştı. T24’teki yazısında Kılıçdaroğlu’nun ifadelerini ‘kayda değer’ olarak nitelendiren Murat Sabuncu, CHP Genel Başkanı’nın sözlerinin “Türkiye’nin kendi güvenliğini sağlama amacıyla Suriye’de sürdürdüğü terörle mücadelenin meşruluğuna inanıyoruz. Ancak bu mücadelenin Şam yönetimiyle ilişki kurularak sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz” anlamına geldiği yorumunda bulundu.

Bir başka T24 yazarı Soli Özel de CHP’nin ‘krizin aşılması, Türkiye’nin Suriye’de kendisini açmaza sokan durumdan kurtulması için önerdiği formülün rejim ile temasın kurulması ve diyaloğun başlaması’ olduğunu belirterek, “Kendi halkına neleri reva gördükleri tanıklıklarla, belgelerle ortaya çıkmış bir rejimle müzakereye oturmak gerçekten de atılması gereken ilk adım mıdır, eğer böyleyse bunun şartları ne olmalıdır soruları hem ahlaki hem de siyasi açıdan enine boyuna tartışılmaya muhtaçtır” değerlendirmesini yaptı.

Konferansın düzenleyicilerinden CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ise son oturum sonrasında T24’e yaptığı açıklamada, partisinin yakın dönemdeki temel hedefinin ‘Türkiye’nin çıkarına Suriye politikaları üretmek’ olduğunu söyledi.

Türkiye’nin Suriye politikasına dair, “ABD’yle Suriye konusunu tartışıyorsun, Rusya’yla tartışıyorsun, İran’la tartışıyorsun; tartışmadığın kim var, sadece ve sadece Suriye yönetimi var. Suriye’de var olabilmek için, sahada var olabilmek için geçmişte terör dediğimiz yapılarla işbirliği yapıyorsun, onlara maaş veriyorsun, destek veriyorsun ama Suriye yönetimiyle görüşmüyorsun. Suriye yönetimiyle görüşmediğin sürece bu sorunu çözmen mümkün değil” eleştirisinde bulunan Ağbaba, Rusya ve İran’la yapılan üçlü zirve sonrasında ‘Suriye’nin toprak bütünlüğüne’ vurgu yapan Türkiye’nin temelde Şam yönetimiyle aynı şeyi istediğini savunuyor: “Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyorsan, Suriye yönetimiyle iletişime geçeceksin.”

Konferansın ev sahibi özetinde çıkarılan sonuçlar bağlamında ‘CHP’nin gelecek dönemde Suriye yönetimiyle konuşulması konusunda AKP hükümetine daha fazla baskı uygulayacağı’ yorumunda bulunmanın doğru olup olmadığı sorusuna, “Suriye’deki politikalarımızı daha etkin şekilde, daha cesaretli şekilde gündeme getirmeye devam edeceğiz” yanıtını veren Ağbaba, şöyle devam ediyor:

“Şimdiye kadar biz Suriye yönetimiyle ilişki kurmaya çalıştıkça çeşitli suçlamalarla terörize ederek bunu engellemeye, itibarsızlaştırmaya çalıştı. Bu konferans Cumhuriyet Halk Partisi kadar Türkiye için de önemli bir konferanstır. Bu konferansı biz parti için, CHP için yapmadık, siyasi bir amaç için yapmadık; Türkiye’nin çıkarları için, Ortadoğu’da barışın gelmesi için, Suriye’ye barışın gelmesi için yaptık.

“Suriye’ye barış gelirse, Ortadoğu’ya barış gelirse biz de burada daha huzurlu yaşarız. Komşularımızda yaşanan ateş biliyoruz ve görüyoruz ki Türkiye’ye de sıçrıyor. O nedenle bu yapılan konferansın Ortadoğu’nun barışına, Suriye’nin barışına ve Türkiye’nin barışına katkı vereceğine inanıyoruz, bunun için uğraşıyoruz. İlgili herkesin bu görüşümüzü dikkate almalarını diliyoruz. Çünkü bu konferanstan çıkacak sonuç hükümetin yanlış politikalarını düzeltmesi, Türkiye’nin o ateş çemberinden çıkması için önemli bir fırsat olacak. Mülteci meselesi derinliğine tartışıldı, siyasi mesele derinliğine tartışıldı; Türkiye’nin önümüzdeki dönemiyle ilgili ayağa yere basan şeyler konuşuldu. Önümüzdeki dönemde de bu çalışmalarımız devam edecek.”

Jurnalci.com