Yazarlar

Tersine Mehter Marşı yürüyüşü

Paylaş:

Tersine Mehter Marşı yürüyüşü

Can Baydarol

Hani işler yavaş yürüyünce aklımıza hep Mehter Marşı yürüyüşü gelir ya. 2 ileri 1 geri. 6 Nisan 2021 günü gerçekleşen Türkiye-AB üst düzey siyasi diyalog toplantısında yine aynı yürüyüş aklıma geldi. Ama bu sefer 2 ileri 1 geri değil, 1 ileri (o da koşullu olmak kaydıyla) 2 geri.

1999 Aralık ayında yazdığım bir makalenin başlığı “Nasrettin Hoca’nın eşeği” idi. 10/11 Aralık 1999 Helsinki Zirvesi’nde AB Türkiye’ye diğer aday ülkelerle eşit statüde adaylık verince çok sevinmiştik. Ama işin esası bizim adaylığımızın aslında fiilen 12 Eylül 1963, hukuken 1 Aralık 1964 tarihinde başladığıydı. O yüzden de makalemin başlığı Nasrettin Hoca’nın eşeğini bulması hikayesiyle örtüşüyordu.

Malum Ankara Anlaşması 12 Eylül 1963’de imzalanıp, 1 Aralık 1964’de yürürlüğe girdi. Anlaşmanın kapağını okuma zahmetini gösterenler, “Türkiye ile AET arasında bir ortaklık tesis eden Ankara Anlaşması” başlığını göreceklerdir. Anlaşmanın, içeriği itibarı ile bir entegrasyon anlaşması olduğunu da hemen belirtmekte yarar var. Anlaşma, yazılış tekniği itibarı ile kanun niteliğinde düzenleyici bir metin olmayıp, çerçeve niteliğinde kaleme alınmış, ortaklık ilişkisini üç döneme; hazırlık, geçiş ve son dönem olarak düzenlemiş, son dönemin gümrük birliğine dayandığını belirtmiştir. Son dönemin sonu, ortaklık ilişkisinin sona ererek tam üyeliğe geçiştir. Bu anlamda ortaklık anlaşması siyasi sonucu olan, yani tam üyelik olan bir anlaşmadır. Ortaklık anlaşmasından bu siyasi hedefi çıkartırsanız ortada bir şey kalmaz.

Ortaklık anlaşmasının çerçevesinin uygulamaya nasıl konulacağını tarif eden metin ise, 26 Kasım 1971’de bir Ortaklık organı olan Ortaklık Konseyi tarafından kabul edilip, 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe giren Katma Protokoldür. Detaya girmeden hemen belirtelim, anlaşıldığı kadarı ile önümüzdeki dönemde çokça tartışacağımız gümrük birliği asimetrik olarak fiilen 26 Kasım 1971, hukuken 1 Ocak 1973’de başlamıştır. Asimetrinin bu noktadaki açıklaması, o sıradaki AET ülkeleri Türkiye’ye karşı yükümlülüklerini o tarihlerden itibaren yerine getirirken, Türkiye kendi karşıt yükümlülüklerini öngörülen takvimi mümkün olduğunca uzatarak 1 Ocak 1996’da yerine getirecekti. O meşhur gümrük birliği anlaşması diye ifade edilen, aslında bir anlaşma olmayıp, Türkiye ile AT (o sırada artık AET, AT’ye, Avrupa Topluluklarına terfi etmişti) arasında gümrük birliğinin son dönemini tesis eden 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı Ankara Anlaşması’nın son aşamasına başlangıcı ve siyasi hedefe gidişin son virajının dönülüşünü simgeliyordu.

Hoş küçük bir anekdot olarak belirtelim, dönemin pek sayın başbakanı “gümrük birliği hakkımızdır, hakkımızı alacağız” derken, hakla yükümlülüğü karıştırmış, “Lozan’dan sonra en büyük antlaşmayı ben imzalıyorum” derken, imzalanan bir şey olmadığını, bir Ortaklık Konseyi Kararı ile sınırlı bir tasarrufun varlığını atlamıştı. Tabi bu arada Türkiye antlaşma olmayan (anlaşma bile değil) bir kararla kendi yükümlülüğünü yerine getirebilmek için Avrupa Parlamentosu’nun onayına ne gerek olduğunu sorgulamadan, Avrupa Parlamentosu’nun onayı için ricacı pozisyona düşmesi de ayrıca incelenmesi gereken acayip bir durumdur. O günden bu yana her türlü uzmanlık bilgisinin başta politikacılarımız olmak üzere kamuoyu önderlerimize gökten vahiy yoluyla geldiği konusundaki inancım pekişmiştir.

Sadede gelir ve yazımızın başlığına dönersek. Türkiye’nin tam üyelik serüveni anlaşılacağı gibi Ankara anlaşması ile başlamıştır. Hatta bunu biraz daha geri sarıp, dönemin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun EFTA (İngiltere’nin AET’ye alternatif olarak oluşturduğu Avrupa Serbest Mübadele Alanı) yerine AET’yi tercih ettiği 31 Temmuz 1959 tarihine kadar dayandırmak mümkündür. Zorlu bu tercihi açıklarken Yunanistan’ın AET’ye ortak üyelik talebini değerlendirmiş: “eğer Yunanistan boş bir havuza çivileme atlıyorsa, gözlerinizi kapatıp balıklama atlayın!” değerlendirmesini yapmıştır. Ne yazık ki o vizyonun takip edilemediğini daha önceki yazılarımızda değerlendirmiştik.

Gelelim 6 Nisan’a. Ne oldu? Konsey Başkanı Charles Michel ve Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile 25/26 Mart AB Zirvesi’nin kararlarının bir tanesi niteliğinde olan “yüksek düzey siyasi diyalog” çerçevesinde Ankara’da bir araya geldiler. Görüşülenler ve bundan sonraki gelişmelere nasıl yansıyacağını sonraki yazılarımızda bolca değerlendirmek kaydıyla (gümrük birliğinin güncellenmesi, geçici sığınmacılar, Schengen vizesi, Doğu Akdeniz sorunu, Libya ile deniz yetki alanı sınırlama anlaşmasının geleceği, Ukrayna sorunu acaba Montreux Boğazlar sözleşmesini ve Kanal İstanbul tartışmalarını ilgilendiriyor mu? vs.) ilk izlenimim, artık AB için bir ortak üye bile değil, sanki üçüncü bir ülkeyiz. Bırakın tam üyelik perspektifinde adımların atılmasını, örneğin yeni müzakere başlıklarının açılmasını, esas itibarı ile AB’nin çok daha fazla lehine olan gümrük birliğinin güncellenmesi konusunda bile koşula bağlanmış, orantılı, olası pozitif gündemden geri dönülebilir, yani yaptırımlar uygulanabilir Türkiye söylemleriyle karşı karşıyayız.

Yeni bir adım mı? Hadi canım sende. Bir ileri, iki geri. Türkiye’yi Rusya Çin eksenine kaptırmamak algısı, 3 Ekim 2005 Müzakere Çerçeve Belgesi söylemi ile: “ucu açık müzakerelerin sonucunda Türkiye tam üye olamasa da mutlaka AB limanına demir atmalıdır” ifadesinin günümüze yansıması.

Hikaye devam edecek!…

Paylaş:

DEKTROZ MONOHİDRAT

Dekstroz monohidrat, bir molekül kristal suyu içeren, saflaştırılmış ve kristallendirilmiş D-glikozudur. Nişastanın hidrolizini takiben yapılan saflaştırma, evaporasyon ve kristalizasyon gibi işlemlerin sonucunda elde edilmektedir. Saf haliyle 100’lük bir dekstroz eşdeğerine sahiptir , bu da %100 saf dekstrozun başka maddelerle bir karışımın olmadığını gösterir.

Anhidrus ve monohidrat olmak üzere iki türü olan dekstrozun monohidrat türü; nişastanın hidrolizini takiben yapılan saflaştırma, evaporasyon ve kristalizasyon gibi işlemlerin sonucunda elde edilmektedir. Dekstroz anhidrusun elde edilmesi ise,  60 oC'nin üzerinde ürünün yeniden kristalize edilmesiyle gerçekleşmektedir.

Yüksek glisemik endeksi nedeniyle sindirilmesi kolay , tüketmek için güvenli ve uzun raf ömürlüdür. Fermente olabilen bir karbonhidrat kaynağı olan dekstroz ekonomik bir şeker kaynağıdır.

Fırıncılık ürünlerinde maya besin yeri bileşeni olarak görev yapan dekstrozun olmaması durumunda mayalar, hamurun kalitesine doğrudan etkileyecek şekilde nişasta ve gluteni kendilerine besleyici bileşen olarak kabul etmekte, bu durumda mayalama sürecinde önemli gecikmelere yol açmaktadır. Eğer maya besini olarak şeker kullanılırsa, maya tüketmeden önce bunu dekstroza dönüştürmek ihtiyacı duymaktadır. Bu durum, daha fazla miktarda maya kullanımına da yol açmakta, sonuçta fırınlama öncesi uzun süreli bekletmeden kaynaklanan ekmek somununun solgun ve tazelik kaybı yaşamasına da neden olmaktadır.

Fermente olabilecek bir karbonhidrat olan dekstroz, karbondioksit için de en ekonomik kaynağı oluşturmaktadır. 

Hazır gıda ürünleri, süt ürünleri, karbone edilmiş içecekler, reçel ve jölede de yaygın şekilde kullanım alanı bulan dekstrozun sukroza göre en büyük avantajı, ılımlı bir tatlılığa sahip olması ve gıdaya özgü aromayı yok etmemesi ve sukroz kadar güçlü koruyucu etki göstermesi sayılabilmektedir. 

Karbonhidratlar içerisinde tek şekerli (monosakkarit) olan dekstroz, yüksek enerji kapasitesi sebebiyle, enerji içeceklerinde ve serumda yüksek oranda kullanılır. Dekstroz, oldukça hızlı emilme ve kana karışma özelliğine sahiptir.

Doktorlar, dekstroz monohidratı küçük çocukların beslenmesi, diyabetik hastalarında insülin şoklarına karşı, obezitenin tedavisinde, daha fazla fiziksel faaliyet gösterilen durumlarda kan şekeri düzeyinin ayarlanmasında kullanılmaktadır.

Bu özelliklerden dolayı dekstroz monohidrat, uygun vitamin ve minerallerle formüle edilerek fiziksel stres gibi durumlarda kullanılan preparatların bileşiminde yer almaktadır. 

Humektant olması, higroskopitesi ve sıkıştırılabilirlik gibi fonksiyonel özelliklere sahip olan dekstrozun anhidrat türü ise, düşük nem düzeylerinin sürdürülmesi gereken ürünlerde serbest suyu kontrol etmektedir.

Dekstroz, dehidrasyon tedavisinde de kullanılır. Vücutta metabolize edilip kaybolur ve serbest kalan su, hücre dışı ve hücre içi sıvı kompartmanındaki eksikliği tamamlar. Birincil su eksikliğinde, eksikliğin derecesine göre 3 litre veya daha fazla vermek gerekebilir.

Pars alüminyum tozu,pars bakır tozu,Pars Çinko Tozu,Pars Grafit Tozu,Pars Kurşun Tozu,Pars demir tozu,pars kurşun oksit,pars kurşun oksit sülyen,pars kurşun oksit mürdesenk,pars fire assay flux,pars nitrik asit,pars hidroklorik asit,pars sülfürik asit,pars hidrazin hidrat,pars kaolin,pars sepiyolit,sunsep,sundiyo,sunmag,pars zeolit,pars 67 mangan dioksit,pars85 mangan dioksit,hadjin yılan kovucu,parsvet yara tozu,pars lime sülfür,nanotozlar,yemkat.com,sunshield kaolin,sunshield sıvı kaolin,pars silisyum karbür,silisyum karbür,dmr74 mangan dioksit,pars magnezyum sülfat,pars magnezyum sülfat anhidrat,pars magnezyum sülfat monohidrat,pars magnezyum oksit,pars bakır sülfat,pars demir sülfat monohidrat,pars kalay sökücü,pars nikel sökücü,süren vollastonit tozu,pars volfram  tozu,pars molibden tozu,pars antimon oksit,pars potasyum hidroksit,pars potasyum silikat,kimyadeposu.com,claypacks.com,demsil silikajel,demsil kil paketi,demsil nem alıcı,nemal nem alıcı,pars sodyum metabisülfit,pars sodyum bisülfat,pars magnezyum nitrat,pars sodyum persülfat,pars kalsiyum sülfat,pars kalsiyum sülfat dihitrat,pars hayvan altlığı,pars sodyum lignosülfonat,pars maden tozları,pars metal tozları,pars yem katkıları,pars nanotozlar,pars çinko oksit,sunshield sıvı kaolen,süren titanyum tozu,pars bakır oksit,demsil silikajel,süren otocam çizik giderici,pars seryum oksit,süren ferro vanadyum tozu,pars spekülarit,süren bit-pire kovucu,süren bakır tozu,süren teknoloji,bakır tozu,

DMRSÜREN KİMYA LTD.ŞTİ

05523307100-05325466184

www.kimyadeposu.com-www.nanotozlar.com-www.claypacks.com,www.potasyumsilikat.net

www.netyerim.net,www.dmrsuren.com,www.magnezyumoksit.com,www.nanomikron.com

Bir cevap yazın

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu