Yazarlar

Tüketici tüketemezse üretici de batar!

Paylaş:

Ekonomiden fazla anlamam ama yaşadıklarımızı gördükçe şöyle bir özet yapayım dedim:Öncelikle şu andaki pahalılığın nedenlerinin iyi anlaşılması gerekiyor. Bu bir siyasi seçenektir; iktidar halkın geneline değil, bir avuç yandaşa ekonomik her türlü kolaylığı sağlamaktadır. Paylaşım eşit değildir. Üretici batırılmış, toprağından, işliğinden uzaklaştırılmıştır. Liyakatin yerini sadakatin almasıyla devletin hiçbir kurumu denetlenemez, sorgulanamaz ve hesap vermez hale gelmiştir. Üretimle değil, altınla-dolarla oynayanlar bir gecede milyarder olmaktadır. Ekonomik seçeneğin halktan yana kullanılmaması ekonomik çöküntüyü doğurmakta,  böyle devam ederse gittikçe daha da kötüleşeceği görülmektedir.

Üreten; ekonomik girdilerin aşırı yükselmesinden dolayı, ürettiğini satabilmenin zorluğunu düşünerek ve yarına ait bir satabilme güvencesi de olmadığından daha az üretecektir. Kendini az da olsa güvenceye almaya çalışacak, ama ortada kullanılamayan atıl bir potansiyel kalacaktır.

Satıcılar; pahalıya alacağı mala doğal olarak kârını,kirasından elektriğine, vergisinden sigortasına kadar yükselen maliyetleri de koymak zorundadır. Küçük ve orta boyutta işyerlerinin –asla işçiye yetmese de- şu andaki asgari ücretle yanlarında işçi çalıştırabilmelerinin zorluğu da ortadadır.Çünkükazanç yoksa işçi de yoktur! Bu nedenle ya çift bordro ile ya da kaçak olarak düşük ücretle işçi çalıştırmak artacak, işsizlikte çoğalacaktır.

Son basamak ise tüketicidir. Tüketici en acil gıdaları tüketmek zorundadır. Karnını doyuracak, elektrik ve doğalgaz kullanacak, işe gidip gelecek,sürekli tüketecektir yani… Ama nereye kadar? Cebindeki para kadar! Hayat pahalılığından kaynaklanan satın alamama durumu gittikçe artınca harcamalarına öncelik sırası koyacaktır. Elektriği-Doğalgazı az yakacak, battaniyeye sarılacaktır. Sadece doyma amaçlı gıdalara öncelik verecek; tatlıyı- sütlüyü unutacak, kaçamak küçük âlemlere veda edecektir. Özetle, zaten üç kuruş olan maaşıyla daha az harcayacaktır.

Şimdi tüketici az tükettiğinde, üreten satamayacağından korkarak ve girdi maliyetlerinin yüksekliğinden az ürettikçe, aracı satıcılar aldıklarının üzerine olası giderleri ekleyip daha pahalıya sattıkça içinden çıkılmaz bir çember dönecek ortada… Üretemezsen pahalı olur, aracı çoğaldıkça mal daha çok pahalanır, tüketici alamadıkça mal elde kalır. Yani her durumda piyasaya para girişi de azalacaktır. Bu durumda herkesin olduğu gibi devletin de gelir kaynakları azalır,vergiler düşer. Bütçeye az para girince devlet de halkına az harcama yapar. İşte fasit döngü dediğimiz olay budur. Bu durumda piyasa gittikçe durgunlaşıp sıkışacak ve sonunda patlayacaktır!

Yani bu gidiş, gidiş değildir! Devleti yönetenlerin ekonomik seçeneklerini halkın yararına değil, bir avuç yandaş ve azınlığa aktarması, zorunlu harcamaların yerini ayrımcı ve gereksiz harcamaların alması, bir kesimi sürekli rahatlatırken öte tarafta kalanlar gittikçe yoksullaşacaktır.

Bu duruma karşı çıkanların yaşadıklarına dikkatle bakması gerekiyor. Üretim olmadan ne tüketim olur, ne de kalkınma… Üretimi beceriksizlikten ya da kasten-siyaseten yok edip ülkeyi dış alımlara mahkûm edenler amacına ulaşmıştır. Samanı bile üretemeyecek hale gelen ülkemizde tahıl yönünden kendimize yeterken, şimdi arpasından ekmeklik buğdayına kadar dışarıdan ve onların istediği fiyattan almak zorunda kalınca akıllanırlar mı dersiniz? Yoksa amaçlarına ulaşmış, bir avuç yandaş ithalatçılarını karun yapmış olmaktan mutlu mudurlar?

Bu işin bir siyaset olamayacağını en başta tarlasında-fabrikasında üretim yapan üreticilerimizin düşünmesi gerekir. Ürettiklerini tüketecek kitle kalmadığında da, dışarıdan daha ucuza getirtip onların malları depolarda çürütüldüğünde de olan kendilerine olacaktır.

Bu ülke halkı yaşadıklarına asla layık değildir. Siyaset ve siyasetçiler değiştiğinde, gerçek bir demokrasiye geçilip milli misak sınırlarımızda yaşayan her kişi eşit vatandaş olarak üretimden ve refahtan eşit pay aldığında ancak refaha ulaşacaktır. Bir avuç çıkarcıyı değil, bebeğini beslemenin tek yolu; hırsızlığın, yolsuzluğun, üçkâğıdın, adam kayırmanın olmadığı, denetleyebildiği ve sorgulayabildiği bir demokratik sisteme ulaştıklarıdır.

Bu tercih sizin; yakındır, seçim sandığı ortaya gelecektir. O zaman tüm bunları bir kez daha düşünüp seçiminizi yaparsınız.Çünkü her toplum hak ettiği yönetimle yönetilir!

 

Paylaş:

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu