Doğan Özdemir /Ana karnında birbirini yiyenler

Canlı yaratıklara akıl sır ermiyor vesselam!… Kimi yaşamak için, kimi korunmak için, kimi de zevk için bir diğerini öldürebiliyor, hatta onları yiyebiliyor!…
Belki birkaç yüzyıl önce bazı Afrika kabilelerinde “Yamyamlık” güncel bir olaydı. Hemcinsinin avlanması ve etinin bir şölen için değil, karın doyurmak amacıyla yenmesi olağandı. Kimse böyle bir şey yaptığı için diğerini suçlamazdı.
Biraz daha yakın tarihlere doğru gelince yamyamlık git gide normal dışı bir olay kabul edildi. Acaba karın doyuracak gıdalara ulaşım mı kolaylaşmıştı? Birbirini yemek yerine ektiği sebzeyi, tahılı, yetiştirdiği meyveyi, hayvanı yemeyi mi seçmişlerdi? Demek ki o zamanlar “insanların birbirini yediği” bu günkü siyasi ortam yoktu!… Günümüze geldiğimizde ise artık bu olay “sapkınlık” olarak kabul ediliyor, kimse bunu onaylamıyor!…
Hayvanlar âlemi ise sadece içgüdüleri ile hareket eder. Onlar için yaşamanın amacı “yemek-içmek-barınmak-korunmak-üremek” ile sınırlıdır. Yaşayacaksan karnını doyuracaksın; o zaman başka bir türün bireylerini yakalayıp yiyeceksin. Kendini senden daha güçlülerden koruyacak, yaşamanı sürdüreceksin. Ve yaşamanın temel amacı neslinin devamı için üreyeceksin.
Canlıların en gelişmiş sınıfı olan insanlarda durum nasıldır? Yamyamlıktan tam olarak çıkabilmiş midir? Hayvanlar kendi türünden olanları yemezken, onları sadece zevk için öldürmezken, insanlar için aynı şeyler söylenebilir mi?
Normal koşullarda aklı başında her insan buna “hayır” diyecektir. Şimdi yeniden düşünelim: Yakın tarihimizin on milyonlarca insanın diğer insanlar tarafından öldürülmesine neden olan I. ve II. Dünya Savaşlarının insani bir açıklaması var mıdır? Bu durumda insanlar ne uğruna hemcinslerini acımasızca öldürebilmişlerdir?
İşin özü, bireylerin önce “İnsan” olma güdülerini yitirmeleri, onları birer kâğıt mendil gibi kullanan “liderlerinin” sözlerini dinlemeleri değil midir?
Siyasetin malzemesi “insan”dır. Siyasiler de özellikle “sadece insani içgüdüleriyle” davranacaklarına inandıklarını seçerler!… Çünkü bu tür kişiler beyinlerini, insanlığın geleceğine yönelik çözümler için değil, diğer canlılardaki “hayvansal temel içgüdüler” olan yaşamak ve üremek üzerine kurmuşlardır. Bu “Temel içgüdü” vazgeçilemezdir.
Biraz daha kendini zorlayarak aslını sorgulamayı deneyenler büyük karmaşalara yanıt aramak zorunda kalacaklardır. Yani “yan gelip yatmak” varken başkalarının derdini dert edinmenin âlemi var mıdır? Niye canını sıksın, niye kafasını yorsun ki? Onun adına bu sorunları çözecek “sürü liderleri” yeterince var, onun adına düşünüp gereğini yapmıyorlar mı, yeter de artar bile!… Hani “ağrımayan dişine kerpeten vurmanın” ne gereği var ki?
Ama biliyor musunuz, köpekbalıklarının yavruları yamyamlığı daha anne karnındayken, henüz doğmadan öğrenirler!… Onlarca kardeş aynı anne karnında onları besleyip büyüten sıvı içinde gelişimlerini tamamlayıp büyüyerek doğum anını beklerler. Bu yaşam kaynağı pasta kardeşlerin eşit pay alması için tasarlanmıştır. Ama öyle olmaz işte!… Bu eşitliğe razı olmayan biri içgüdülerindeki yamyamlığını anımsar ve en güçsüzünden başlayarak sıra ile kardeşlerini yemeye başlar. O birini yedikçe diğerlerinden daha hızlı büyür ve güçlenir; güçlendikçe bir diğerini daha kolay yer… Ta ki tek başına tüm pastayı ele geçirene kadar!…
Sonra ne mi olur? Annesinden tek yavru olarak doğsa da milyonlarca türdeşi ile aynı ortamı paylaşmak zorunda kalır. Burada kimin daha güçlü olduğu belirsizdir. Ortamdaki diğer canlıların çok büyük kısmı onların besin zincirini oluşturur. Bir tek türe güçleri yetmez: İnsana!…
Çünkü insan onlardan daha vahşi, daha yamyamdır!… Üstelik büyük çoğunluğu için köpek balıkları besin zincirine bile girmez; ama kendi türdeşini acımasızca öldüren insan için bu neden sorun olacaktır ki?
İşte normalde insanoğlu, tüm dünyayı saran yaşam alanında birlikte yaşadıkları diğer türlere zarar vermeden büyüyebilmeyi düşlemektedir. Ama insan canıyla beslenen çıkarcı türdeşleri buna fırsat vermez! Herkesin eşit olduğu bir ortam istemezler. Onlar için “Rabbena hep bana” kuramı geçerlidir. Buna engel olacakları da acımasızca etkisiz hale getirirler. En kolay yöntem olarak onların beyinlerini yiyen zombi’ler olmayı yeğlerler. Beyni yenmiş birinin vücudu sadece o beynini yiyenlerin emirlerini dinleyeceğinden işi kökten çözmüş olurlar.
İşte böyle; şimdi köpekbalığı mı haklı, insan mı? Yanıtı olan versin.
(CUMHURİYET BYRAMIMIZ KUTLU OLSUN)

ilgili haberler