Doğan Özdemir- İhanet

İhanet

Bir İstanbul Güncesi

Kitabın Yazarı: Hazal OCAK

(Cumhuriyet Kitapları, I. Baskı-Mayıs 2020, 126 Sayfa)

CB RTE’nin itiraf ettiği gibi İstanbul’a hep ihanet edilmişti. Bu sözlerden sonra yapılanların düzeltilmesi beklenirdi, ancak nedense yapılan her yanlış yapanın yanına kar kalmaya devam edecekti. Bunu ortaya koyan ise henüz “çiçeği burnunda” acar bir Cumhuriyet Gazetesi muhabiriydi. Bir “kadın” olarak tüm yazı ve araştırmalarında çevreye verdiği önemi öne çıkaran Hazal Ocak kısa zamanda ödüllü gazeteciler sırasına da girecekti.

İstanbul RP zamanından beri RTE ile başlayıp en son Kadir Topbaş’ın görevden “istifa ettirilmesiyle” 25 yıla yakın zamandır aynı zihniyetle yönetilmekteydi. Bu nedenle eğer İstanbul bir “ihanet” gördü ise sebebini ve failini de bu dönede aramak gerekecektir! Bu yöneticilerin trajikomik başarılarından örneklerle başlayalım kitaba;

“Büyük Marmara depreminin ardından çadır kentlerin kurulacağı, elektrik, su, tuvalet gibi altyapıya açık alanlar. Odanın verilerine göre 2000’li yılların başlarında 496 tane deprem toplanma alanı tespit edilmiş ancak bugün o alanlardan 77 tane kalmış.”

“Pendik Belediyesi ilçede yapılacak bir benzin istasyonunun altından geçen Fay Hattının plandan silinmesini istiyordu. Üstelik teklifte, Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü’nün söz konusu alanın yaklaşık 650 M2’sinden “fay hattı”nın geçtiğine dair yazdığı yazı da bulunuyordu.”

Ve bu Fay Hattı bilim tarihine geçecek Belediye Meclisindeki AKP’li üyeler tarafından oy çokluğuyla kaldırılacaktı! Sonra ne mi olacaktı? Bu tekliften yaklaşık 1 yıl sonra 10 Haziran 2016 tarihinde fay hattının silindiği yerde deprem olacaktı!

Kitapta İstanbul’un nasıl talan edildiği en ince ayrıntılarına kadar hepsi de belgelenmiş durumda anlatılıyor. Ama elbette encümenlerde çoğunlukta olan AKP’li üyeler demokratik olarak fazla olan parmak sayıları sayesinde nedense her istediklerini yapabilmiş, her istedikleri kararı çıkarabilmiştir. Örneğin İBB 800 milyon lirayı yandaşı olan dinci vakıflara resmen peşkeş çekmiştir! Yasadışı olarak dikilen gökdelenlerle şehir görünümünü yitirmiştir! Tarihi binalar bu beton yığınlarının gölgesinde kalmıştır. Ama kimin umurunda! 16/9 kuleleri gibi bazı binalar fazladan çıktıkları katlardan milyarlar kazanırken CB ise çok kızıp “darıldığını” söylemiştir!

İstanbul’da kentin en önemli bölgelerine birer beton hançer gibi saplanan 135 gökdelenin 129’unun AKP döneminde yapılmış olması ise herhalde sadece rastlantı olmalıydı! Bazı önemli ihaleler 21/B ile tek tek yandaşlara verilirken yaşanan rezalete, ihaleyi alan firmanın hemen peşinden aynı işi parçalara bölerek başkalarına ihale ederek “parmağını bile oynatmadan” nasıl milyarlar kazandığı da flaş haber olacaktı!

İBB ve yandaş Belediyeler elbette CB ne derse uyacaklardı! Dış güçler tarafından TL’mize yapılan “hain saldırı” nedeniyle paramızın değerinin yerlere düşmesi ve doların zapt edilemeyen yükselişini engellemek için dâhiyane fikir olarak ileri sürülen “döviz bozdurma” yarışına elbette İBB de uyacak, tam 41 milyon dolar bozduracaktı. 3.38’den bozdurulan bu para birkaç haftada dolar 3.80’e çıkıverince durduk yerde 18 milyon zarar edecek, elbette bu borç olarak vatandaşın sırtına sarılacaktı; ne gam! Hele “Araba sevdası” yazmakla bitecek gibi değildi İBB’de!

“İBB’de yönetici kadrosunda 8 genel sekreter ve yardımcısı ve 478 şef var. Toplam kaç kişi etti; 643. Resmi kurumlara verdiğimiz ya da görev için kullanılan araçları da ekleyelim bunlara. Sayı olsun 800, belediyemizde bulunan 643 yöneticimizin hepsine bile kiralık araç versek geri kalan en az 900 tane kiralık araç nerede? Orada, burada, dernekte, vakıfta…”

Seçimi İmamoğlu kazanınca bu araçların saf saf dizilmiş halini tüm İstanbullular görmüştü! Neyse; bunlar olağan işlerdendi zaten… Hele seçilmiş birinin “istifa ettirilmesi” ayrı bir yorumdu da; istifadan sonra yerine yine parmak çokluğuyla seçilen kişinin sicili ayı bir sorundu!

“Mevlüt Uysal, 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi sonucu 33’ü aydın ve sanatçı 37 kişinin hayatını kaybettiği katliama ilişkin davada, sanıkların avukatlığını üstlenmişti!”

Ve sonuçta İstanbul halkı kendine yapılan ihaneti affetmediğini Ekrem İmamoğlu’nu iki kez üst üste seçerek gösterecekti! Böylece vakıflara, derneklere hizmet işi bitecek, hizmetler parmak hesabıyla yine fazla olan AKP’li üyelere rağmen gerçek sahiplerine dönmeye başlayacaktı. Yazarımız son cümlesinde ne diyor? “İstanbul için verilen sözlerin takipçisi olacak, gene toplum için en doğru haberleri yapmaya devam edeceğim.”

Yolun açık olsun!

İyi okumalar dileği ile. (11.7. 2020)