Yazarlar

Dolandırıldım!/Doğan Özdemir

Paylaş:

Evet; yıllardır Halk Kitabevi’nden kitap alırım. Son zamanlarda Halk TV’de bu konuda uyarılar da yapılmaktaydı. Ama her kampanya döneminde beni arayan yetkili bir bayanın adını da kullanarak yeni bir set çıkardıklarını söylediler. Her zaman yaptığım gibi bu setteki 10 kitaptan -genellikle çoğu bende olduğundan- en az 3-4 tanesini değiştirip seti öyle istiyordum. Bu kez de 10’da 3 değişim istedim. Kargodan set geldi; 7 kitap çıktı ama bunlar bana söylenen kitaplar değildi! Sıradan birkaç klasik ve tanımadığım birkaç yazarın kitabıydı! 3 kitap gelmeyince sonra göndereceklerini düşünerek birkaç gün bekledim. Sonra beni arayan telefonu aradığımda bol bol müzik dinlediğimde dolandırıldığımı anlamış oldum! Bu “Çakma” Halk Kitapevi olarak kendini tanıtan sahtekârlar beni de gafil avlamış oldular. Bana ulaşan 7 kitabın değeri ödediğim paraya yakın ama konu elbette bu değil! Sonra “gerçek” Halk Kitabevi aradığında onlarla konuştum, beni arayan telefonun onlara ait olmadığını da öğrendim. Tele 1’de ya da internette gerçek Halk Kitabevi’nin telefonları var; sipariş verirken buna dikkat etmek gerekiyor; aklınızda olsun kitapseverler.

Ülkemizde aşılama yaşının hızla aşağılara çekilmesi güzel ve olumlu… Ancak bunun çok önceden yapılmış ve iki aşıyı olanların oranının % 70’lere ulaşmış olması gerekiyordu! Henüz % 20’lerde bu oran… Bu durumda çok büyük birboş vermişlik yaşamaktayız. Umarım korktuğum gibi olmaz; yoksa hastalık yeniden her an patlayabilir; lütfen dikkatli olalım. Virüsün yeni türleri hızla artarak ortaya çıkıyor, belki yapılan aşılar bile koruyamayacak; bu nedenle hem aşımızı olalım, hem de korunma önlemlerine uyalım.

Son olarak çok ciddi bir konuya değinmek istiyorum. Bizim halkımız silah severdir! Ama bu konu denetimsiz ve tehlikeli bir silahlanmaya doğru gidiyorsa iş çok tehlikelidir. Çünkü “silahın dolusu bir kişiyi, boşu bin kişiyi korkutur” derler. Tiyatro sahnesinde olduğu gibi, duvarda asılı bir silah varsa o silah oyun bitmeden mutlaka patlayacaktır. Yani belinde silah takılı biri en ufak bir sıkıntıda bunu çekecek, ya karşısındakine zarar verecek, ya da karşısındaki ondan hızlı davranıp ona zarar verecektir. “Delikli demir icat olunca mertlik bozulmuştur!” Erkek erkeğe, yumruk yumruğa yapılan kavgalar çoğunlukla zararsız biterken, işin içine her türlü silah girdiğinde birçok canlar yanacaktır.

İşte böyle bir durumdayken son günlerin popüler habercisi biri yine ortaya çok ciddi iddialar attı! Gerçi bu iddialar değişik zamanlarda yetkili kişiler tarafından da söylendiğinden peşinen doğru bile kabul edilebilirdi. Şöyle ki; “askeri silahlar başta olmak üzere çok sayıda silahın kaybolduğunu” söylüyordu. Bu durumu dediğim gibi bazı yetkililer de -şaşırarak izlediğim şekilde- sanki manavdan bir kasa mandalina kaybolmuş gibi konuşabiliyordu! Silah dediğin şey bakkalda manavda falan satılan, isteyenin alabileceği bir mal değildir ki! Bir av tüfeği almak için bile bir sürü formalite ve belge gerekir. Yivli-setli silahların bulundurma ve hele hele taşınabilmesi çok ciddi gerekçelere bağlıdır. Öyle herkese bu belgeler verilemez.

İşte sıkıntı da buradadır. Güvenliğin elinde seri numarasıyla kayıtlı ve mutlaka birilerine zimmetli olması gereken bu yüzlerce silah nasıl kaybolur? Kaybolması bir suç olduğu halde ilgilileri hakkında neden bir işlem yapılmamıştır? Hele iddia edenin söylemesine göre bu silahlar bir siyasi partinin ve üst düzey bir yetkilinin bilgisi dâhilinde yine belirlenen birilerine resmen nasıl dağıtılabilmiştir?

Bu çok ağır bir suçlamadır! Suçlanan kişilerin çıkıp bu olayı en ince ayrıntısına kadar halka açıklaması gerekir. Yoksa bu tür silahlanmanın kimlere karşı ve kimler tarafından yapıldığını düşününce kendilerini “Hedef Tahtası” olarak gören kitle de başının çaresine nasıl bakabileceğinin hesaplarını yapmaya başlayabilir. TV’lerde ellerinde ruhsat verilemeyecek silahlarla pozlar veren, sağa-sola ateş eden “partilileri” görünce şaşırmamak elde değil; meşhur Texas bile bizden iyicedir!

Kayıtlı silahın kaybolması diye bir şey olamaz! Ancak bilinçli olarak el değiştirir; bu da ciddi bir suçtur! Ya da özellikle terörle mücadele sırasında ele geçirilen uzun namlulu silahlar kayda alınmadan birileri tarafından başka amaçlarla silah ticaretinde kullanılabilir. Bu, ilkinden daha ağır bir organize suçtur!

Halkın bir kısmını öteki kısmına karşı silahlandırma sayılacak bu durumda olabilecekler düşünüldüğünde insanın tüyleri diken diken oluyor! Umarım ve dilerim ki böyle bir şey asla olmaz! Yetkililer bu konuyu siyaset üstü olarak en ince ayrıntısına kadar araştırıp bu yola girenlere gereken cezayı verir.

Umudumuz “Ankara’da yargıçlar var mı?” ve “ülkede demokrasi kaldı mı?” sorusunda; bekleyeceğiz.

Paylaş:

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu