“İnternet yayınlarını, siyasi bir kurul üzerinden denetlemeye kalkarsanız,kendinizi “üçüncü dünya rejimleri”arasında bulursunuz, geçmiş olsun”

Star gazetesi yazarı Ardan Zentürk, RTÜK denetimi kapsamına giren internet yayınları ile ilgili olarak bir değerlendirmede bulundu. Zentürk, “Yayıncılığı, siyasetin dalgalarına açık bir kurumun eline teslim eder, bir de bu gücü internete yayarsanız, durum vahimdir” diyerek, “İnternet üzerinden yapılan yayınları, siyasi vesayet taşıyan bir kurul üzerinden denetlemeye kalkarsanız, kendinizi kıymet-i harbiyesi olmayan “üçüncü dünya rejimleri”arasında bulursunuz, geçmiş olsun…” ifadesini kullandı.

Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmelik” ile Netflix, BluTV ve Puhutv gibi dijital platformlar Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) denetimi kapsamına girdi.

RTÜK denetimine kamuoyunun birçok kesiminden tepki geldi. Zentürk de “RTÜK ahlak bekçisi değildir, geçiniz…” başlıklı yazısında eleştirilerini şöyle kaleme aldı:

1994 yılında, kısa adıyla RTÜK olarak tanınan Radyo-Televizyon Üst Kurulu kanunun hazırlanmasında siyasi koordinatör olan Oltan Sungurlu’ya söylediğim lafın arkasında bugün de duruyorum: RTÜK bu yapısıyla derhal lağvedilmelidir.

O tarihte siyaset geldi bize fikrimizi sordu, söyledik: RTÜK esas olarak teknik bir kurum olmalı, teknolojinin gelişimi doğrultusunda görsel-işitsel yayıncılığının zemininin sağlıklı yapılanması ve korunmasında görev yapmalıdır. Yayınların “etik/ahlaki” takibini yayın meslek kuruluşlarından seçilmiş bir kurul yapmalıdır.

Radyo-TV yayınlarında “suç unsurunu” takip, savcılıkların, cezalandırması da mahkemelerin kararında olmalıdır, bir kurul kararıyla yayın durdurmanız demokrasiye aykırıdır, suçu tespit edecek olan adalettir, dedik.

Dinletemedik.

RTÜK, parlamentoda temsil edilen partilerin güçleri oranında seçtikleri şahıslardan oluşuyor, bu yapısıyla da özgür yayıncılığın üzerine siyasi vesayeti yerleştiriyor, kabul edilemez.

Yayıncılığı, siyasetin dalgalarına açık bir kurumun eline teslim eder, bir de bu gücü internete yayarsanız, durum vahimdir.

Biz burada yıllardır söylüyoruz,  Erdoğan’ın “diktatör” kimlik taşıdığını 2009 Davos’taki “one minute”ten bu yana küresel Siyonist lobi pompalıyor, işin aslı öyle değil diye, sonra, bir kanunla kendi bacağımıza sıkıyoruz.

İnternet üzerinden yapılan yayınları, siyasi vesayet taşıyan bir kurul üzerinden denetlemeye kalkarsanız, kendinizi kıymet-i harbiyesi olmayan “üçüncü dünya rejimleri”arasında bulursunuz, geçmiş olsun…

Yazının devamı için tıklayın

Jurnalci.com