Yazarlar

Corona Günlükleri-65 ,Yaşadığımız çöküş-Doğan Özdemir

Paylaş:

Ülkemizde yaşamakta olduğumuz pandemi iyi yönetilemediği için başımıza düşünülenden de öte işler açtı. Bu zaman kadar yazdığım yazılarımda elimden geldiğince nedenlerini ve sonuçlarını açıklamaya çalıştım. Sadece bunlar değil,Coronanın insanlarımız üzerinde hastalık ve ölümden başka birçok yan etkileri de oldu. Bunlara dikkat çekmek istiyorum.

65 yaş ve yukarısı adeta günah keçisi ilan edildi. Onlara aşılarını yapmadan önce sokağa çıkmamalarına ya da çok az sürelerle sokağa çıkmalarına izin vermeleriyle yine mantıkla açıklanabilir bir tarafı da yoktu… Bunu yapmakla “evinizde oturun biz sizi zaten gözden çıkardık”mı dediler anlaşılamıyor?Onları korumak amacıyla yaptığını söyleyenler, aslında onlara en büyük kötülüğü yapıyorlar. Şöyle ki bu insanların mutlaka yürüyüş yapmaları hareket etmeleri zorunlu; çünkü bu yaşta kemiklerde kireçlenme, kaslarda erime gibi hareketsizliğe bağlı istenmeyen etkiler çok hızlı gelişir. İstemeden kilo alma bunu tetikler. Bu üç durum yani kireçlenme, kaslarda erimeler, kilo alma bütün vücudun dengesini, fizyolojisini bozar.  Kireçlenme damarlarda da olacağından dolaşım sistemi hastalıkları da ortaya çıkacaktır. Bunu sağlık kurulu üyelerimiz ve doktorlarımız düşünmediler mi, bilemiyorum. Tam tersi; herkesi eve hapsedecekseniz bile bunların dışarılarda temiz havada sürekli hareket halinde gezmeleri gerekirdi.Çünkü gençlerin bu türlü rahatsızlıkları yenmeleri çok daha kolayken bu yaşlı grubun bir kere hastalık geldiğinde bunu sağaltabilmesi çok daha zordur. Bu grup insanımız yukarıda bahsettiğim şekilde salgından korunurken coronadan belki de daha ciddi hastalıklarla tanışmış oldular.

Diğer bir sorun, Corona tedavisinde kullanılan ilaçların dünya sağlık örgütünce yan etkileri açıklandığı halde, nedense ısrarla ve bazı söylemlere göre son kullanma tarihleri de geçtiği halde hastalara uygulanmasıydı. Bunu hastalığı geçirdikten bir süre sonra kalp krizinden vefat eden iki yakınımda gördüm.

Yukarıdaki anlattığım, bir hastalığın olmaması gereken kötü seyriydi. Asıl tehlike insanlarda bu hastalık çıktıktan sonra oluşan fiziki hastalıklar yanında ruhsal bozukluklar… Bu çok önemli;bu konu üzerinde yeterince dikkat çekildiğini düşünmüyorum.

Evlere kapatılan ya da evde kalmaya zorlanan insanlarımız gittikçe artan bir umutsuzluk içinde, yarınlarına olan güvenleri sarsıldıkça içlerine kapanıp ruhsal dengeleri bozulmaya başladı. Örneğin kilo aldılar. Peşinden kas ve kemik ağrıları gelişmeye başladı. En önemlisi dediğimi gibi ruhsal durum bozukluklarıydı. İnsanların değişik yoğunlukta depresyon yaşadığı artıkbilinen bir gerçek… Kendinize bakın; bir buçuk sene önceki halinizle şimdiki haliniz arasındaki farkı kendiniz de gözlemleyeceksiniz.

Beni tanıyanlar bilir, gülmeyi seven, arkadaşlarla birlikte olmaktan mutluluk duyan bir insanken,pandemi ve sokağa çıkma yasağıyla birlikte yavaş yavaş içime kapanmaya ve evde oturmaya başladım. Bu arada kendimi roman yazmaya, köşe yazısı ve kitap tanıtımı yapmaya adadım.Aslında böyle diyerek de kendimi kandırıyordum!Çünkü bunu 15 senedir yapıyordum. Normal günlerde, güneşli havalarda evinde duramayan Doğan, şimdi dışarı çıkmak bile istemeden akşama kadar okur-yazar gibi yaptı, yattı uzandı. Gün akşam oldu.

Bunu şu nedenle söylüyorum: Özellikle son 6-7 aydır yakınlarıma bir yerde rastlarsam, onları görmüş olmanın mutluluğuyla sıcak, samimi, güler yüzlü davranıyorsam da, yakınlarıma, benden uzak olan sevdiklerimle dostlarıma bir telefon edebilmeye bir türlü elim varmıyordu. Buna şaşıyordum.Birçok sevdiğim dostuma telefon edersem sanki onun kötü bir haberinialacakmışım gibi bir duygu içimi kemiriyordu. Bu halen azalarak da olsa sürüyor.

Şimdi çok sevdiğim dostum, akrabalarım, arkadaşlarımdan operasyon geçiren, vefat edenler de oldu. Ama yine geçmiş olsun demek için telefonu elime aldığımda sanki telefon ateş gibi elime yapışıyordu! Bir türlü gönül rahatlığıyla gerektiği gibi sevgili dostlarımın acılarını paylaşamıyordum.

İşte dostlar bu bu süreç, bu kötü yönetim, hepimizde yukarıda anlattığım hastalığa bağlı yan etkileri az ya da çok oluşturdu. Bu duruma gelen sadece ben olmadığımı sanıyorum. Bu nedenle bu süreç içerisinde akrabalarım, arkadaşlarım, dostlarım, hepsinden kendilerine aramam gerektiği zamanlarda arayamamışsam, acılarını ve sevinçlerini yeterince paylaşamamışsam özür diliyorum. Bunu ne onların, ne de benim haketmediğini düşünüyorum. Bu süreç hepimizi böyle bir depresyona ve duygusal bunalıma soktu.

Sonu iyi olur diye umut ediyorum. Yaşamak; mücadele edebilmektir.

Doğan Özdemir/Jurnalci.com

Paylaş:

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu